Abdülhamid'in Sarayında Bir Gün

Sultan II.Abdülhamid, padişah olduktan sonra Dolmabahçe Sarayı yerine Yıldız'da ikamet etmeyi tercih etmişti. Meclisin feshiyle iktidarı eline alan Sultan II.Abdülhamid, Yıldız Sarayı'nı devletin yönetim merkezi haline getirmişti.

II.Abdülhamid uzun padişahlık döneminde, özel günler ve merasimler dışında Yıldız Sarayı'ndan fazla ayrılmamıştır. Devletin günlük işlerinin yürütülmesini saray mabeyninden takip eden Sultan, diğer zamanlarını hareminde ailesi ile geçirmekteydi. Ayrıca Sultan, günün hangi saatinde ve sarayın hangi kısmında olursa olsun devlet işlerini takipten uzak durmamıştır.

Sultan II.Abdülhamid sade giyinir, gösterişten kaçınırdı. Harem'de koyu renk elbise ve palto giyer ve elbisesinin renginde boyunbağı takardı. Resim yaparken veya kişisel marangozhanesinde çalışırken kadife pantolon ve kolları sıvalı bir gömlek giyerdi. Gecelikleri beyaz ketenden olup dize kadar gömlek gibi uzanırdı. Gerektiği zaman bu gömleğin üzerine pantolonunu çekip, beyaz kumaştan boyunbağı takar, ceketini giyer ve görüşeceği kişileri kabul ederdi.

II.Abdülhamid erken yatıp erken kalkardı. Sabahları güneş doğmadan uyanan padişah, önce hamama gider ardından namazını kılıp hafif bir kahvaltı yapardı. Sigara ve kahvesini içtikten sonra Selamlığa geçerek günlük çalışmalarına başlardı. Öncelikle başkâtibi çağırıp o günkü işleri görüşürdü. Sultan, sarayına gelen tezkereli bizzat okur ya da mabeyncisine okutarak dinler ve kararını verirdi. Her tezkerenin bir suretini kendisinde bulundurur, bunların her birine tarih koyarak saklardı. Tezkereleri iade ederken bunları bir zarf içerisine koyar, zarfın üzerine içindeki tezkere adedi ile birlikte saat kaçta teslim olunduğunu işaret ederek imza yerine "malum" kelimesini yazardı. Hiçbir evrakın kaybolmaması için işlemlerin sistemli bir şekilde sürdürülmesine özellikle dikkat ederdi.

II.Abdülhamid yaklaşık saat on bire kadar Mabeyn'de resmi işlerle uğraşırdı. Daha sonra Harem'de öğle yemeğini yer, ardından yatak odasındaki şezlonga uzanarak on beş-yirmi dakika dinlenir, tekrar kalktığında Selamlık dairesine dönerek işlerine devam ederdi. Öğleden sonraki bu çalışma sırasında bakanlar ve katiplerle görüşmeleri varsa bunları yapar, diğer resmi ziyaretler de gerçekleştirilirdi. Bu çalışma akşama kadar sürerdi. Akşam yemeğinden sonra bahçeye çıkar, orada devlet adamlarıyla gezer, bazen de Harem'e geçerdi. Zaman zaman marangozhanesinde veya kütüphanesinde çalışırdı. Harem'e gittiğinde ailesinden görüşmek istediklerini çağırır onlarla sohbet ederdi. Hatta onlara piyano çaldığı da olurdu. İşi çok olduğunda Mabeyn'de gece yarısına kadar kalırdı. Yoğun olmadığında ise yatsı namazından sonra yatak odasına çekilirdi. Sultanın istirahate geçmesi ile sarayı bir sükunet kaplardı.

Sultan'ın ilginç alışkanlıklarından birisi de yattığında kitap okutturması idi. Ayakucuna bir paravana konur ve Esvapçıbaşı İsmet Bey kendisine kitap okurdu. Daha çok macera romanlarına düşkündü. Kendi ifadesi ile kitap okutturmak ona ninni gibi geliyordu. Gündüzleri kafasını meşgul eden işlerin ağırlığından kurtulmak ve rahat uyuyabilmek için kitap okutuyordu. Aklı takılıp uykusunu kaçırmasın diye ciddi eserler okutmazdı. Sultan uyuduğunda kitap okuyan sessizce odadan çıkar ve kapı kilitlenirdi.Yatak odasının dış tarafında, kapının önüne yapılan yer yataklarında bir haremağasıyla bir Boşnak tüfekçi veya Söğütlü Alayı efradından biri yatardı.

II.Abdülhamid, önemli ve acele karar verilmesi gereken konular olursa gece uyandırılmasına müsaade ederdi. Böyle durumlarda Başkitabet tarafından hazırlanan bir tezkere yatak odası önünde yatan haremağasına verilir, o da kapıya vurarak Sultanı uyandırırdı. Başkatip Tahsin Paşa'nın belirttiğine göre böyle durumlar sık sık meydana geliyordu.

II.Abdülhamid kahve ve sigaraya düşkündü. Öğle yemeklerinde rafadan yumurta veya omlet yemeyi severdi. Bunun yanında koyun külbastısı, peksimet ununda kızarmış pirzola ve börek severdi. Mezgir ve gelincik balığını severdi. Tatlılardan kadayıf, sütlaç ve muhallebiyi, alafranga tatlılardan da elma ezmesini severdi. Akşamları daima hafif yerdi. Çorba, et suyu ve meyve gibi yiyecekleri tercih ederdi. Çilek, kavun, karpuz ve şeftali sevdiği meyvelerdendi.

Sultan II.Abdülhamid resim yapmaya ve marangozluğa meraklıydı. Marangozhanesinde yaptığı sedefli oymalı eserleri zaman zaman Avrupa hükümdarlarına hediye olarak gönderirdi. Diğer bir merakı da atlara ve güvercinlere yönelikti. Gençliğinde iyi bir binici olmasına rağmen padişahlığı döneminde buna vakit bulamamıştı. Bununla birlikte resmi törenler için saraydan çıkarken dört atın çektiği arabayı bizzat kullandığı da olmuştur. Müzik dinlemeyi de seven padişah alafranga müziği alaturka müziğe tercih ederdi. Alaturka müziğin güzel olmakla beraber daima gam verdiğini, alafranganın ise insanı neşelendirdiğini söylerdi. Gençliğinde piyano dersi almış, ancak piyano çalmaya işlerinden dolayı çok fazla zaman ayıramamıştır. Çocuklarının da müzik eğitimi almalarına önem vermiştir.

Padişahın eğlence araçlarından birisi de tiyatro olmuştur. II.Abdülhamid tiyatroyu sever, kendi yazdığı komedi tarzındaki piyeslerle saray halkına dersler vermeyi ve onları uyarmayı amaçlardı. Sarayda bir tiyatro salonu ve bir İtalyan tiyatro grubu yer alıyordu. Sultan, çok çalışıp yorulduğu zamanlarda tiyatro oynanmasını emrederdi.

Sultan II.Abdülhamid Yıldız Sarayı'nın korunmasına da çok önem verirdi.Padişahın Ermeniler, Masonlar, darbeciler ve Meşrutiyetçiler arasında bolca düşmanı olduğundan vehimli olduğu gözlenirdi. Ancak bu özelliği aşırı bir hal almıyordu.

II.Abdülhamid'in hususi iradeleri incelendiğinde ilim ve fenne verdiği önem anlaşılmaktadır. Çeşitli konularda emir verirken, bilgi sahibi olmadığı mevzuları uzmanlardan yardım alarak karara bağlardı. Mülki ve askeri üst düzey memurların atamalrıyla bizzat ilgilenen padişah, hakimlerin atanmalarına müdhahale etmezdi. Önüne gelen hakim tayinlerini okur ve onaylardı.

II.Abdülhamid idam cezasından da hiç hoşlanmazdı. Mahkemelerin verdiği idam kararlarını genellikle müebbet hapse çevirmiştir. Ayrıca Sultan ülkesinin her tarafına yayılan ve gelişmelerden derhal haberdar olmasını sağlayan bir istihbarat teşkilatı da kurmuştu.


Bibliografya:
Vahdettin Engin, Sultan II.Abdülhamid ve İstanbul'u,s.12-21
Ayşe Osmanoğlu, Babam Sultan Abdülhamid (Hatıralarım), İstanbul 1984
Tahsin Paşa, Sultan Abdülhamid Tahsin Paşa'nın Yıldız Hatıraları, İstanbul 1990.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder