ABD'nin Kuruluşu ve Avrupa ile İlişkileri

Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinden sonra Amerika kıtası Avrupa devletlerinin sömürgecilik alanı haline gelmişti. Denizlerde gücü olan devletler Amerika kıtasının kuzey ve güneyinde güçleri oranında sömürgeler kurmuşlardı. Bunun sonucu olarak bugünkü Kanada'dan Missisipi nehrini takiben Meksika körfezine kadar olan bölge Fransa'nın sömürgesiydi. Kuzey Amerika kıtasının Atlantik kıyıları ise İngiltere'nin 13 koloni halinde kurduğu sömürgelerini barındırıyordu. Bugünkü ABD'nin güney eyaletleri ve Orta Amerika ile Güney Amerika kıtasının büyük bölümü de İspanya'nın sömürgeleriydi. Güney Amerika'da yalnız Brezilya Portekiz'in sömürgesiydi. İşte Amerikan bağımsızlık hareketinin başladığı ortam ana çizgileriyle bu şekildeydi.

1756-1763 yılları arasında meydana gelen Yedi Yıl Savaşları'ndan İngiltere galip çıktı. İngilizler Fransa'dan Kanada ve Hindistan'ı almıştı fakat, ekonomik bir buhranın içine sürüklenmekten de kurtulamamıştı. Bu durumu düzeltmek için Krallık Amerika'daki kolonilerinden vergi alma yoluna gitti. Halk, rızaları olmadan koyulan vergilere karşı çıktı, İngiltere vergileri geri çekti. Ancak bu durum İngiltere için ekonomik buhranın devamı ve prestij kaybı anlamına geliyordu. İngilizler 1774 yılında Amerika'daki kolonilerie yeni vergiler koydular. Bu durum, bardağı taşıran son damlaydı. On üç Amerikan kolonisi örgütlenerek İngilizlerle silahlı çatışmaya girişti. Bu çatışmalar büyüyerek Amerika'nın bağımsızlık hareketine dönüştü. Bu On üç koloni 4 Temmuz 1776'da Amerikan Bağımsızlık Bildirgesini yayınladılar ve Amerika Birleşik Devletleri adı ile bağımsızlıklarını ilan ettiler. Amerikan bağımsızlık savaşı 1783 yılına kadar sürdü. İngiltere karada ve denizde yapılan savaşları kaybedince 1783'de ABD'yi resmen tanımak zorunda kaldı.

Bağımsızlık Mücadelesi Sırasında Avrupa ile İlişkiler

Amerikan bağımsızlık savaşı esnasında İngiltere ile husumeti olan Avrupa devletleri Amerika'ya dolaylı ya da doğrudan destek vermişlerdi. Bu desteklerin amacı Amerika'nın bağımsızlığını kazanması değil İngiltere'yi zayıflatmaktı.

Fransa, 1774 yılından itibaren Amerikalılara el altından yardım etmeye başladı. Fransa'nın bu tutumunda tek bir amaç vardı; İngiltere'ye kaptırılan Kanada ve Hindistan'ın intikamını almak. Fransa başlangıçta Amerikan hareketinin başarılı olacağına inanmıyordu ancak, 1777 yılında Amerikalıların önemli bir zafer kazanmasının ardından Fransa desteğini açıkça sürdürdü. Fransa 1778'de Amerikalılar ile bir ittifak yaptı ve gönüllüler gönderdi. Fransa'nın tek amacı Yedi Yıl Savaşları'nın intikamını almaktı.

Amerika'nın Genişlemesi
İspanya da 1779 yılında İngiltere'ye savaş ilan etti. İspanya'nın amacı Yedi Yıl Savaşları'nda
İngiltere'ye kapırılan Cebelitarık ve Minorka Adası'nı geri almaktı. Aynı anda Fransa ve Amerika ile uğraşan İngiltere, bir de İspanya ile uğraşmak zorunda kalınca İspanya'nın bu tutumu Amerika'ya dolaylı bir yardım olmuştu. İspanya Amerikalılarla ittifak yapmaktan özellikle çekiniyordu. Aksi taktirde İspanya, Amerika kıtasındaki geniş sömürgelerine "siz de ayaklanın" demiş olurdu.

Bir tüccar ülke olan Hollanda, Amerikan ihtilalcilerinin yoğun ihtiyaçlarına çare oluyordu. Hollanda ile Amerikalıların ticareti İngiltere'yi rahatsız etti ve Hollanda üzerinde bir baskı oluşturmaya sevketti. Bu baskı sonucunda Hollanda uluslararası hukuk kurallarına göre herkesle ticaret yapabileceğini belirterek İngiltere'ye 1781'de savaş açtı.

Bu üç Avrupa devletinin Amerikan bağımszılık savaşıyla olan ilgileri, Amerikalıların bağımsızlığıyla alakalı olmayıp sadece kendi öz çıkarlarıyla bağlantılıydı. Amerikalılar da bunun farkında olduklarından Avrupa ile yalnızca ticari ilişkilerde bulunup politik ilişkileri kesme yoluna gittiler. 1. ABD Cumhurbaşkanı George Washington'dan itibaren Amerika, Avrupa'dan uzak durarak infirad (izolasyon) politikası takip etmiş ve 5. Cumhurbaşkanı James Monroe döneminde 1823'te Monroe Doktrini ilan edilmiştir.

Monroe Doktrini ve Latin Amerika

İspanya'daki ihtilal hareketleri ve Napolyon'un işgali nedeniyle İspanya'nın Amerika kıtasındaki sömürgeleriyle olan bağlantısı zayıflamıştı. Amerikan bağımsızlık hareketi ve Fransız İhtilali'nin de etkisiyle Latin Amerika'daki İspanyol sömürgeleri de ayaklanmıştı. İspanya bu durum karşısında çaresiz kaldığından Fransa, İngiltere ve Rusya'dan yardım istedi. Bu üç devlet de pastadan pay alabilmek için öne atılmışlardı. 

Amerika ise gelişmeleri endişeyle takip ediyordu. Avrupa'dan kendisini soyutlamasına rağmen Avrupalılar'ın hala Amerika'ya yerleşme arzusu Amerikalıları son derece rahatsız ediyordu. Bu durumu tehlikeli bulan 5. ABD Cumhurbaşkanı James Monroe, 2 Aralık 1823 günü Amerikan Kongresi'ne bir mesaj gönderdi. Bu mesajda James Monroe, Amerikan dış politikasının şu iki temel ilkesinin onaylanmasını istiyordu:

1) Birleşik Amerika, Avrupa'nın işlerine karışmamaktadır. Amerika'nın Avrupa ile hiçbir politik ilgisi yoktur, buna karşılık Avrupa'da Amerika ile ilgilenmemelidir.

2) Amerika'nın bu isteğine rağmen herhangi bir Avrupa devleti Amerika kıtasına ayak basar ve sömürgecilik girişiminde bulunursa Amerika Birleşik Devleri bunu düşmanca bir hareket sayacak ve Avrupa devletleri ABD'yi karşılarında bulacaktır.

Amerikan Kongresi bu iki ilkeyi onayladı. Rusya, İngiltere ve Fransa ise Amerika'nın bu sert tutumu üzerine İSpanyol sömürgelerindeki bağımsızlık hareketine müdahale etmekten vazgeçtiler. Bunun üzerine 1820-1830 yılları arasında İspanyol sömürgeleri bağımsızlıklarını kazandılar. Yani Latin Amerika ülkelerinin bağımsızlığı ABD'nin sert tutumu ve Monroe Doktrini sayesinde gerçekleşmişti.


Kaynak: Fahir Armaoğlu, 20.Yüzyıl Siyasi Tarihi, İstanbul 2010, s.90-103

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder