Çayın Tarihi Serüveni

   Bir Çin efsanesine göre Çin İmparatoru ve bitki bilimci Shen Nong, bir yaz günü akşam yemeği için hizmetçisi su kaynatırken bir ağacın altında oturuyordu. Ağaçtan bazı yapraklar tesadüfen suyun içine düştü ve su kahverengi bir renge büründü. Ortaya çıkan bu yeni sıvı İmparatorun ilgisini çekti ve ondan biraz içti. İmparator bu sıvıyı ferahlatıcı buldu ve bu şekilde çay keşfedilmiş oldu. Bu efsanenin bir benzeri de Hindistan'da anlatılır. Hintlilere göre çayı ilk içen kişi Buda'ydı. Buda, uyku bastırdığında bir parça çay yaprağını çiğneyip yorgunluğunu giderirdi.

   Türklerin çayla tanışması ise Kazan Tatar Türklerinden Abdül Kayyum Nâsırî'nin "Favakihü'l-Cülesâ" adlı eserinde anlatılıyor. Nâsiri'ye göre çayı ilk içen Türk 12.y.y'da Kazakistan'da yaşayan Hoca Ahmed Yesevî'ydi. Bir komşusunu ziyarete giden Yesevî, çayı ilk kez içmiş ve yorgunluğunu giderdiğini söyleyerek "hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar" diye dua etmişti.


   Çayın Osmanlı'ya gelişi ise 19.y.y'ın sonlarına rastlıyor. İstanbul'daki bazı dükkanların az biktarda çay ithaliyle bu tanışma başlamıştı. Osmanlı'da çay yetiştirmeye yönelik bilinen ilk girişim ise Sultan II.Abdülhamid döneminde yapılmıştı.1892'de yayınlanan "Coğrafya-i Sınai ve Ticari" adlı kitapta, dönemin Ticaret Nâzırı Esbak-ı İsmail Paşa'nın aracılığı ile Çin'den getirilen çay fidanları ve tohumların Bursa'da ekildiği  ancak ekolojik koşulların uygunsuzluğu sebebiyle bu girişimin sonuçsuz kaldığı anlatılıyor. Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde ise ilk çay tohumlarının Japonya'dan getirildiği yazılı.



Rize Botanik Bahçesi girişindeki
Zihni Derin büstü
   Çay'ın Anadolu coğrafyasında boy göstermesi için uzun bir zaman geçmesi gerekmişti. 1918'de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu hocalarından Ali Rıza Erten, I.Dünya Savaşı'nın ardından da Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin, Doğu Karadeniz'e gönderildi. Erten'in Doğu Karadeniz'de çay yetiştirmenin uygun olduğu raporunun ardından Zihni Derin'in Rize'deki çalışmaları 1923'te ilk çay fidanlığının kurulmasıyla sonuçlandı. 1924'te yine Zihni Derin'in çabaları sonucu bölgede çay üretimini desteklemeye yönelik kanun teklifi meclise sunuldu ve kabul edildi. Ancak dönemin olumsuz ekonomik şartları bu girişimi engelledi.

   1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize'ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan ve yarım kalan girişimi gördü. İnönü, konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi'nden bir heyeti bölgeye gönderdi. Heyette bulunan Prof.Dr. Raşit Hatipoğlu çay ile ilgili ayrıntılı verileri araştırarak "Türkiye'de Çay İktisadiyatı" adlı bir kitap yazdı. Bu çalışmaların ardından 1938'de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçti. Tüm bu çalışmalar sonucu Türkiye'de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlandı.



Prof.Dr. Raşit Hatipoğlu
   İlk üretimin gerçekleşmesinden sonra çay, halka tanıtılmaya başlandı. Rize'deki çay ocaklarına ücretsiz çay dağıtıldı. Tanıtım çalışmalarının da olumlu sonuçlar vermesi ile Türk halkı yerli malı çay üretmeye ve tüketmeye başladı.

   Rize'deki çay fabrikası için gerekli olan makineleri II.Dünya savaşı dolayısı ile alınamadı. 1940 yılında İngiltere'ye sipariş edilen makineler, 1946 yılında Türkiye'ye ulaştı. 1947 yılında da Rize'de ilk çay fabrikası açıldı.


   Sonraki yıllarda çay bahçelerinden alınan ürün halkı tatmin eder duruma geldi. Kazanılan para Doğu Karadeniz'deki ekonomik canlılığı arttırdı. 1965 yılına gelindiğinde ise kuru çay üretimi iç tüketimi karşılar hale geldi. Bugün ise Türkiye, yaklaşık 25 ülkeye kuru çay ithâl eden bir ülkedir.







Kaynak: National Geographic Türkiye, Ağustos 2009, s.84-85

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder