Sultan Abdülhamid ve Ortadoğu

19. yüzyılın son çeyreği ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun Ortadoğu coğrafyası üzerinde uluslararası bir rekabet yaşanırken,II.Abdülhamid devletin gücünü de göz önünde bulundurarak,mümkün olduğu kadar gerçekçi bir politika uygulamıştı.Bu politikanın birinci ayağını,ülkelerin peşlerinde olduğu menfaatlerin bilincinde olarak,onlar arasındaki rekabeti körüklemek oluşturuyordu.Mesela Mısır üzerinde emelleri olan Fransa ve İngiltere'yi sürekli bir çekişme ortamına sokması bu politikanın bir yansımasıdır.Osmanlı'nın Mısır üzerindeki egemenliğinin fazla sürmeyeceğini düşünen Sultan,orada güç harcamak yerine Mısır'ı başkalarının çekişmesine bırakmayı tercih etmişti.Fakat bu anlayış her zaman için geçerli değildi.Mesela imparatorluğun prestiji için önemli olan Hicaz'daki kutsal topraklara,Yahudilerin devlet kurmaya çalıştığı Filistin'e ve Ermenilerin göz koyduğu doğu Anadolu'ya şiddetle sahip çıkmış,buralar üzerinde oynanan uluslararası oyunları bozmak için devletin bütün imkanlarını kullanmıştır.

Sultan Abdülhamid Döneminde Osmanlı Toprak Sınırları
Abdülhamid'in Ortadoğu politikasının ikinci ayağını ise,sahip olduğu hilafetin gücünü kullanmak oluşturmuştur.Padişah,devletin devamını sağlayacak atılımlar için her şeyden önce dâhilde birlik ve beraberliğin sağlanmasını gerektiğini düşünüyordu.Bunun için din çok önemli bir birleştirici faktördü.Osmanlı, ülkesinde din anlayışının yıkılması halinde devletin de yıkılacağı ifade ediyordu.Bu temel düşünceden yola çıkarak II.Abdülhamid, Osmanlı cemiyetinde dini ön plana çıkarmaya,halkın günlük yaşantısını kendi liderliğinde bir sosyal bilinçlenmeyi gerçekleştirmeye gayret göstermişti.Buna ek olarak tarikatlara özel bir önem vermiş,bunların yemek ve aydınlanma masraflarını bizzat kendi karşılamış,harap halde olan tekkelerin onarımlarını yaptırıp,tarikat büyüklerinin türbelerini tamir ettirmiştir.Arap vilayetleri ve Afrika'daki nüfuzlu tarikat şeyhlerine nişan ve rütbeler ihsan etmenin yanında maaşlar da bağlayan Padişah,Ebu'l Huda Efendi,Zafir Efendi gibi şeyhleri yanında tutarak onların nüfuzlarını kullanmıştır.Din kitaplarının basım ve yayınına dikkat edilmiş,gerek memleketin en ücra köşelerine gerekse sömürgelerde yaşayan Müslümanlara Kuran-ı Kerimler gönderilmiştir.
Bu politika genel olarak Panislamizm  şeklinde yorumlanmakta ise de,II.Abdülhamid'in yaptığı daha çok dış saldırılara karşı ülke dahilindeki Müslümanların arasında birlik ve dayanışma sağlamak şeklinde cereyan etmiştir.Yine benzer şekilde,Avrupa ülkeleri ve Rusya'nın sömürgesi konumuna düşmüş müslüman toplulukları üzerinde hilafetin gücünü kullanarak bu devletlere baskı yapmak,başvurduğu yöntemlerden biri olmuştur.Fakat bu uygulamanın Panislamizm olarak değerlendirilmesi doğru değildir.

Kaynak: Vahdettin Engin,Pazarlık,s.29,30,31,32

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder