Osmanlıların Rapunzel Efsanesi

Bugünkü İstanbul'un, Anadolu yakasındaki hakim tepelerinden biri olan Aydos, 11.y.y'da  Türk akınlarına karşı İstanbul'un korunmasına çok önemli bir yere sahipti. Osmanlıların tezahüründen sonra ise, 1326-1328 yılları arasında Kocaeli yarımadası ve bugünkü İstanbul'un Anadolu yakası da kısmen fethedilmişti. Orhan Gâzi dönemindeki fetihlerde, Akça Koca, Konur Alp ve Abdurrahman Gâzi gibi kumandanlar önemli bir yere sahipti.


Olayın tasviri, 1558 Osmannâme

 Orhan Gâzi dönemindeki fetihlerin en ilginç olanı Aydos Kalesi'nin kuşatılması esnasında gerçekleşti. 1328'de fethedilen kale, Tekfurun Kızı'nın Abdurrahman Gâzi'ye âşık olarak kaleyi teslim etmesi şeklinde gerçekleşmişti. 15.yüzyıl Osmanlı tarihçisi Âşıkpaşazâde bu hikayenin ilk anlatıcısıdır. Âşıkpaşazâde'ye göre Tekfur'un kızı bir rüya görür. Rüyasında bir kuyuya düşmüştür. Yakışıklı bir kahraman gelip onu kurtarır, elbiselerini çıkartıp onu yıkar ve temiz ipek giysiler giydirir. Tekfurun Kızı bu rüyanın etkisinden henüz kurtulamamışken Osmanlılar Aydos Kalesi'ni kuşatmıştır. Surların üzerinden bakarken, rüyasında gördüğü adamı görür. O adam Abdurrahman Gâzidir. Hemen bir mektup yazarak bir taşa sarıp kuşatma birliklerinin arasına atar. Taş, Abdurrahman Gâzi'nin ayağının dibine düşer. İçindeki mektubu Rumca bilen bir askere çevirtirler. Tekfurun kızı mektubunda, Osmanlı birliklerinin çekiliyor gibi yapmasını, gece Abdurrahman Gâzi'nin yanına güvendiği adamlarını alarak tekrar gelmesini, kaleyi teslim edeceğini bildirir. Gâziler planı uygulamaya koyarlar. Bu sırada Tekfur ve adamları zafer sarhoşluğu içerisinde eğlenceye dalmışlardır. Gece kale surlarına yaklaşan Abdurrahman Gâzi'ye Tekfurun Kızı bir ip sarkıtır. Gâzi buradan surlara çıkar ve kapıları Osmanlı birliklerine açarak kalenin fethini sağlar. Fetihten sonra ise Orhan Gâzi, Abdurrahman ile Tekfurun kızını evlendirir.



Yarı gerçek yarı efsane bu hikaye, Âşıkpaşazâde'den sonra da anlatılmaya devam etti. Hadidî, Hoca Saadeddin, İbni Kemal, Katip Çelebi, Solakzade ve dahası... Olayın Rapunzel efsanesindeki gibi, Tekfurun Kızı'nın Gâzi'ye ip değil de saçını sarkıttığı hikayesi ise, Kanuni devrinin resmi şehnâmecisi Arifî  tarafından 1558 tarihli Osmannâme isimli kitapta bulunan bir minyatürde resmedildi. Bu anlatımda hiç şüphesiz 11.yüzyılda Firdevsî'nin yazdığı Şehnâme esin kaynağı olmuştur. Şehnâmede de Rüstem'in babası Zal, Kabil  kalesine gitmiş ve hükümdarın kızı Rudaba'nın sarkıttığı saçlarına tırmanarak kaleye girmiştir. İşte bu hikayeler 17. yüzyıla gelindiğinde Rapunzel masalına dönüşmüştür.



Kaynakça:
Zeynep Dramalı, Tarihi Tersten Okumak, İstanbul 2010, s.169-173
Hayri Fehmi Yılmaz, Ntv Tarih Dergisi, Eylül 2012, s.68-70

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder