Sultan Vahideddin'in İstanbul'dan Ayrılışı

Sultan Vahideddin İstanbul'dan Ayrılırken
Sultan Vahideddin,İstanbul'dan ayrılırken "atıldım,satıldım,hak benimdi" gibi hiçbir beyanname yayınlamadığı gibi,istifa ettiği yönünde de bir şey duyurmuyor.Kendisi,11 Kasım 1922 de İngilizlere yazdığı bir mektupta,hayati tehlike altında olması dolayısıyla İngiltere'ye sığındığını bildiriyor.Bunu sözlü olarak yapmış,İngilizler yazılı olarak yapmasını istemişler.Yine de Sultan,bu başvuruyu yazılı olarak yapıp yapmamayı çok düşünmüş.Fakat yapabileceği başka bir şey,yazabileceği başka kimse yoktu.


Neden İngiltere?

Seçenekler arasındaki Fransa,Ankara Hükümeti ile antlaşma imzalamıştı ve İstanbulda öylesine bir işgal kuvveti bulunduruyordu.İtalya'nın zaten Ankara ile arası çok iyiydi.Sultan'ın İtalya'ya sığınması,İtalyanların Ankara hükümeti ile aralarının bozulması demekti.Padişahın Yunanlara sığınması söz konusu bile değil.
Boğazların denetimi İngilizlerin denetiminde...Yani Padişahın Karadeniz'e çıkıp oradan Romanya'ya geçme şansı da yok.Göründüğü gibi her yol İngiltere'ye çıkıyordu.O yüzden, "İngiliz uşağıydı" gibi yorumlardan kaçınmak gerekir.

İstanbul'dan Ayrılırken Neleri Vardı?

Doktoru Reşat Paşa,yaveri,yakın damatlarından biri,sekreteri,Harem ağalarından biri,oğlu Ertuğrul Efendi yanında olan isimlerden bazıları.Peki cebinde ne var Padişahın? Hemen hemen hiçbir şey yok.Kendi altınları,yüzükleri,kasasındaki değerli eşyalar;eş ve kızlarından hiç kimseye de bir şey almıyor.Maalesef bir çanta dolusu eşya ile vatanından ayrılıyor.Yanında götürdüğü mal varlığı fazla bir meblağ değil ama kendisi onu da doğru dürüst harcayamıyor.Parayı,yanındaki insanlardan biri alıyor ve Monte Carlo'da kumar oynayarak harcıyor.

Bundan sonra 5 sene daha yaşayacaktır.Kendisinin verem hastalığı vardır ve aşırı derecede sigara içer.Son torunu Necla Sultan'ın doğduğu kendisine müjdelenince vefat ediyor.
Sultan'ın Kabri,Süleymaniye Camii,Şam/Suriye
Ardından alacaklılar hücum ediyor.Sabiha Sultan,küpelerini yollayarak cenazeyi hacizden kurtarıyor.Bu seferde nereye defnedileceği sorun oluyor.Damadı,Şehzade Ömer Faruk Efendi naaşı alarak,bugün Lübnan'ın başkenti olan Beyrut'a getiriyor.Ardından Şam'da aynı şekilde bir tören vuku buluyor.Bu esnada Suriye Cumhurreisi Ahmet Nami Bey idi.O,gereken ihtiramı gösteriyor.Sultan,Mimar Sinan'ın Şam'da yaptığı Süleymaniye Camii'ne defnediliyor.Kendisinin mezarı hala burada bulunmaktadır.İşte bir hazin hikaye bu şekilde son buluyor...



Kaynak:İlber Ortaylı,Yakın Tarihin Gerçekleri,s.68-69

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

4 yorum:

Osmanlı gibi bir imparatorluğun padişahı bu kadar kötü bir şekilde son bulması çok ibretlik.

Hanedan üyelerinin çektiği sıkıntılar elbette üzücüydü. Fakat şurası da bir gerçek ki ne Fransız İhtilali ne de Rus İhtilali ile de mukayese edilemez. Bu iki büyük ülkenin de rejimi değişti ve buralarda hanedan üyeleri katledildi.

Ayrıca Osmanlı Ailesinin neredeyse bütün üyeleri Cumhuriyet Hükümetini bu saltanatı kaldırma, hanedanı sürme gibi şeylerde haklı görmüşlerdir.

Evet,dediğiniz gibi.Tarihin Arka Odası programına katılan bir Osmanlı Hanedan üyesi, "M.Kemal,belkide bizi sürgüne göndererek iyi bir şey yaptı.Şu an bu programda olmayabilirdik." diyerek,sürgünden dolayı bir düşmanlıklarının olmadıklarını belli etmişti.

Yorum Gönder