Çaldıran Öncesi Mektup Savaşları

Çaldıran Muharebesi öncesinde Osmanlı ordusu uzun bir yolculuk geçirmişti. Bu yolculuk esnasında Şah İsmail ve Sultan Selim arasında mektuplaşmalar vasıtasıyla bir diplomatik savaş da veriliyordu. Maltepe ordugahından hareket eden Osmanlı ordusu; Tekfurçayırı, Gebze, Hereke ve Çınarlı konaklarını geçerek 23 Nisan 1514'te İzmit'e vardı. Şah İsmail'e ilk mektup da burada yazıldı. Nişancı Tâcizâde Cafer Çelebi'nin kaleme aldığı nâmede Sultan Selim, Şah İsmail'e özetle şöyle diyordu:

Her şeyi bilen gerçek melik olan Allah'ın katında din, şüphesiz İslam'dır ve kim İslamiyet'ten başka bir dine yönelirse onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir. Bu nâme, bizim büyük sığınağımız din düşmanlarını kahreden, hakanların miğferi, gazi ve mücahitlerin sultanı, İskender gibi yırtıcı, Feridun şerefli, adaletin Keyhüsrevi; Sultan Murad oğlu Sultan Mehmed oğlu, Sultan Bayezid oğlu Sultan Selim Han'dan Emir İsmail'edir.

Sen, 'orman aslandan boşalınca çakal ortaya kahraman olarak girer' hükmü üzerine, tecavüz yoluyla Doğu ülkelerini ele geçirdin. Zulüm ve eziyet kapılarını Müslümanların yüzlerine açtın. Dinsizliğin her yönüyle kaynaşıp yoğruldun. Nefsinin hevasına uyarak şeriat bağlarını kopardın. Halkın temiz inançlarını yıkmayı kendine meslek edindin. Zinayı helal kılmak, haksız yere kan dökmek, mescid ve minberleri yıkmak, kabirleri ve mezarları yakmak, alimleri aşağılamak, mushafları pisliklerin içine atmak ve Şeyhayn-ı kirama (Hz.Ebubekir ve Ömer) küfretmek gibi çirkin ve bayağı işlerin herkesçe söylenir oldu. Âlimlerimiz senin ve yandaşlarının dinden çıkıp küfre girdiğine fetva verdiler.

Böylece bize düşen dini savunmak, zulme uğrayanları kurtarmak, ilahi emre uymak ve padişahlık namusunu yerine getirmektir. Bunun için ipekle bezeli kumaşlar yerine zırh ve çelik gömlek giyindim. Allah'ın yardımıyla zafer sancaklarım dalgalandı. Zafere alışkın olan aslan askerlerim harekete geçti.

Kılıçtan evvel İslam'a gelmeyi teklif şanlı Peygamberimizin ilkelerindendir. İşte bu mektup o gerekçeyle yazılmıştır. Kimi kötü davranışları gidermek mümkündür. Eğer sen de kötülük ettikten sonra Allah'tan af dileyenlerden olursan muzaffer ordumuzla girilmesini kararlaştırdığımız bölgeleri ulu kapımızdan sana bırakılma ihtimali vardır. Sonra bilmedim, aldandım demek fayda vermez. Gelip eşiğim toprağına yüz sürmek sana ve senin gibilere iftihardır. Bir an önce bu dediğimi yapasın. Yoksa sonra mazeretin kabul edilmeyecektir. Eğer karşı durmayı seçersen meydana gelesin, Allah'ın takdiri neyse o olur. Ancak o zaman da zulmünü mazlumlar üzerinden kaldırıp namını ve nişanını yok ederim!
[1]
 Yavuz Sultan Selim ve ordusu Sivas'dan hareketle Osmanlı topraklarını bitirip Azerbaycan sınırlarına girdi. Safevîlerden  hala haber ve eser yoktu. Bunun üzerine Sultan Selim, Şah İsmail'e bir mektup daha gönderdi. Bu mektupta Sultan, askerlerinin bir kısmını Kayseri ve Sivas arasında bıraktığını da söylemekten çekinmeyerek şöyle diyordu:
İsmail Bahadır!
Uyulması gereken şu buyruk sana ulaşınca bilesin ki, İslam'ın namus perdesini yırtmaya gayret gösterdiğin için faaliyetlerini zafer rüzgarının ok ve hançeri ile temizlemek zamanı gelmiştir.

Önceki mektubumuzda, er isen meydana gel, Allah'ın takdiri neyse ortaya çıksın demiştim. Bundaki amacım birkaç ay önceden hazırlıklarını yapıp tedarikini görüp 'Gafil bulundum, elim altındaki askeri toplamaya zaman el vermedi'diyerek özür ve bahanede bulunmayasın demekti. Amma uzun bir süredir dökülen at nallarından yeryüzü demire bürünmüş, dizginlerin şıkırtısından cihanın kulağı çınlayıp durmuştur. Nihayet Azerbaycan'dayım, her yer hilallerle bezenmişken senden ne ad ne de san ortaya çıkmamıştır. Öyle bir gizlenmiş haldesin ki, varlığınla yokluğun denktir. Kılıç taşıyanın belalara göğüs gerebilmesi, başbuğluk sevdasında olanların ok ve kılıç yarasından korkusu olmaması gerekir. Selamet kaygısıyla perde ardında oturanlara erlik adı hatadır. Ölümden korkana ata binip kılıç kuşanmak yaraşmaz. Şimdi senin meydana çıkmamanın sebebi, muhtemelen askerimin çokluğundan korkmandır.

Sendeki bu korkuyu gidermek için askerimden kırk bin bahadırı Kayseri ve Sivas arasında bıraktım. Düşmana at oynatması ve boş meydan bulması için fırsat vermek ancak bu denli olur. Eğer özünde her ne çeşitten gayret ve yiğitlikten eser varsa gelip askerim karşısına durasın. Ezelde ne yazılıysa gün yüzüne çıkmış ola. Selamlar doğru yolu tutana olsun!
[2]
                                                                                            
 Osmanlı ordusu Erzincan'a bağlı Yassıçemen'deki Hasanbey Çayırı'na geldiğinde Safevi elçisi Şahkulu Akay Bevey ordugaha gelip Sultan Selim'e Şah İsmail'den gelen bir nâme ile içi afyon dolu bir altın kutuyu takdim etti. Şah İsmail mektubunda şöyle diyordu:
Sultan Selim Şah'a,
Mektupların ulaştı. Cennetmekan babanızın zamanındaki yürüyüşümüz Dulkadırlı Alaüddevle'nin küstahlığı yüzündendi. Yoksa her iki taraftan da dostluktan başka birşey görülmedi. O memleketler halkının çoğu ecdadımızın kıymetlilerindendi. Sonra o hanedan ile eskiden beri dostluğumuz vardı. Timur zamanındaki gibi, kargaşalık çıksın istemezdik.

Münasebetsiz sözlere hiç gerek yok. Bunların hepsi katiplerinizin uydurmaları olmalıdır. Yazıcılarınızın afyon ile kurumuş zihinlerinden çıkan sözlerdir. Bu itibarla onlara kullanmaları için mührümüzle mühürlenmiş altın bir hokkayı Şahkulu Ağa ile gönderiyorum.

Şu sırada İsfahan boylarında avlanmaktayım. Bu cevabı dostça hemen yazdık. Size karşı da hemen hazırlığa başladık. Kimseden korkumuz yoktur. Senin bu istediğini çokları tecrübe ettiler. Ali evlatları ile savaşanlar kendileri yok olup giderler. İş savaşla sonuçlanacaksa onu ertelemek doğru olmaz. Fakat sonunu da düşünmek gerek vesselam
. [3]
Elçinin hareketleri ve Şah'ın hitabından rahatsız olan Sultan Selim elçiyi derhal öldürttü. [4]
Daha sonra Osmanlı ordusu Diyarbakır/Çermik'e ulaştı. Buradayken akıncıların esir ettiği iki Safevi, Sultan Selim'in yazdırdığı  nâmeyle Şah'a gönderdi. Önceki nameye cevap niteliğinde olan bu mektupta Sultan Selim şöyle diyordu:
İsmail bahadır!
Cihanın itaat ettiği mektubuma cevaben sen de mektup göndermiş cüretli bir tavırla 'Acele edin, biz de beklemekten kurtulalım' demişsin.


Artık belli ve aşikar ki yaratılışımızdan gelen cüretle uzak yerlerden yürüyüp emrin altında olan ülkeye girdim. Hükümdarların elindeki topraklar nikahlıları gibidir. Erlikten nasibi olan kişi başkasının kendisine saldırmasına katlanamaz. Halbuki bu kadar zamandır muzaffer askerlerim yurduna girmiş doyumluklar (ganimet) alırlar. Ama senden hala bir iz yok. Yaşadığınla öldüğün denktir.

Gerçek budur ki, şimdiye kadar senden bir mertlik ve yiğitlik anlaşılan hiçbir hareket görülmedi. Meydana gelen iş de baştan başa hile ve sahtekarlıktır. Şüphesiz senin geçici cesaretinin eseri ancak hile hud'a olur.Uğradığın derdin çaresi (afyon) sence bilinmekteymiş. Kullanmaya devam et. Belki böylece kalp kuvveti elde eder, karşımıza çıkmaya cesaret bulursun. Cesaretini kıran askerlerimden de kırk bin er geride bırakılmıştır. Düşmana iyilik ancak bu denli olur.

Bundan sonra da geçmişteki kaçış üzere korku köşesine çekilirsen erlik adı sana haramdır. Miğfer yerine baş örtüsü, zırh yerine çarşaf giyip serdarlık ve şahlık davasından vazgeçesin.
[5]
                                                                                                                
Bu noktadan sonra zaten iyice gerilen ortam yerini savaşa bıraktı. 23 Ağustos 1514'de Çaldıran Ovası'nda karşı karşıya gelen iki ordu kozlarını paylaşacak ve sonunda ağır kayıplara rağmen Osmanlı ordusu savaşı kazanacaktı.

[1] Celalzâde Mustafa, s. 366. ; Haydar Çelebi Ruznâmesi, s. 43-44; Tâcü't-Tevârih, IV, s. 177-180
[2]Tâcü't Tevârih, IV, s. 186; Haydar Çelebi Ruznâmesi, s. 44; Celalzâde Mustafa, s. 368-369
[3] Haydar Çelebi Ruznâmesi, s.47.

[4] Şükr-i Bitlisî, s.150
[5]
Tâcü't Tevârih, IV, s. 188-189; Celalzâde Mustafa, s. 372.; Şükr-i Bitlisî, s.152-153


Kaynak:  Ahmet Şimşirgil, Kayı III, İstanbul 2011

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

17 yorum:

Çok Yazık Kardeşin Kardeşi Vurduğu Bir Savaş

Valla ödev vardı çok yardımcı oldunuz sağolun :)

bizim milletin en büyük savaşları ne yazikki birbirleriyle tarihimizde bir cok birbirimizle yaptigimiz savaş mevcut halbuki bir olup avrupa çin belasini cengiz zamanindaki gibi tamam ortadan kaldirabilirdik...

"Elçinin hareketleri ve Şah'ın hitabından rahatsız olan Sultan Selim elçiyi derhal öldürttü." Bu mudur yani olay? Sonra kalkmış yok Yavuz Sultan Selim şöyle şanlıydı böyle şanlıydı. Kimi kandırıyorsunuz. Bildiğin kendi nefsine ve öfkesine uyararak katil olmuş süper padişahınız. Az biraz sağduyusu olan ne demek istediğimi anlar.

Adsız,

Dipnotta da gördüğünüz gibi, Şükr-i Bitlisî'nin yalancısıyız. Ayrı bir kaynakçanız ya da "Nefsokumatiğiniz" yok ise söyledikleriniz farazi kalıyor.

Kardeş! Tarihi iyi bilmeden padişahları eleştirme. Zoruna giden elçinin öldürülmesi mi yoksa şah İsmail i yenmesi mi? Elçiyse eğer derdin----Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini öldürmüş ve Venediklilerden top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu----- bu tarihlerde elçileri katleden sadece Yavuz değildi. Aç oku ufkunu genişlet kardeşim.

Sah Ismailin yenilmesimi? 40 binlik orduyla 100 binlik ordu savasmis.300 den fazla top 1000 den fazla tufekli yeniceri.Ne olacakti sanki? oklarla, kiliclarla Sah Ismail mi kazanacakti? Yavuz Selim savasi cadirdan yonetirken sizin o ck sevdiginiz Malkocoglu ailesinden TurAli beyi bir kilic darbesiyle ikiye bolmus Sah Ismail.Savas sirasinda 4 tane at degismis sonunda kacmaya mecbur olmus. BU dunyada kendini goz gore gore olume atacak hic bir sebeb yoktur. Onun icin kacmis yoksa oda efsanevi kizilbas asgerleri gibi orada sehid olurdu...

gün geçtikçe Yavuz'dan soğuyorum sunni olmama rağmen bu savaştan sonra Doğu Anadoludaki Türk aşiretler ya göç etmişler ya da Kürtleşmişler çok acı bir durum. İnanmayan Yusuf Halaçoğlu'nu dinlesin 20 küsür yıl araştırmış.

Mısırın başında ki Tumanbaydan bizene kardeşim. Oda Yavuzun başka versiyonuymuş demekki. Bir katili aklamak için başka bir katili örnek verme gayretinde olmanda tuhaf.

Şah İsmail asil bir sultandır. Sizin ne Mısırın başındaki tumanbaya benzer nede Yavuza benzer.

Şah İsmailin ne kadar edebi bir kişiliği olduğu tartışmasızdır. Cevapları çok asil cevaplar. Bir tane bile kötü söz söylemiyor fakat tehdide karşıda boyun eğmiyor. Zaten Çaldıran savaşında Yavuz çadırında saklanırken, Şah İsmail elinde kılıçla savaş meydanında ceng etmiştir. Yavuz korkaktır. Yenip yenmemesi mühim değil. Sonuç itibariyle Şah İsmail devleti daha yeni kurmuştu. Yeni kurulmuş bir devletle bir imparatorluğun savaşında kimin yeneceği belliydi. Fakat buna rağmen Şah İsmail bir tek toprağını dahi Osmanlıya kaptırmamıştır. İşte cesaret, işte asillik, işte liderlik kısaca Şah İsmail.

Yavuz Düşmanlarının Yazdığı Yorumlara Bir Bak Bunlar Büyük İhtimalle Şiidir. Yaşları Küçük Bilgileri Bayağı Kıt.
Şah Çok Edepli, Asil Ve Cesurmuş. Sonuna Kadar Çarpışmış Yavuz İse Çadırda Saklanmış Sen Yavuzun Çadırda Saklandığını Bir İspat etsene Belge Delil Var Mı ? Yoksa Yavuza Attığınız İftira Kuyruk Acısının Eseri Mi ? Yavuz Diyorsun Bak Lakabına Bak Yavuz. Dünya Tarihinin En Büyük Maraşellerinden Biri. Senin Çarpıştı Sonuna Kadar Çok Asildi Dediğin Şahının Savaşta NASIL HAREMİNİ BIRAKIP KAÇTIĞINI BİLİYORUZ. Yavuza Korkak Demiş. Yavuz Korkak Demek Cahilliğin de Ötesinde Bir şey. Bunu Anca Bir Ahmak yazar. Yavuz Korkak Olsa En Başta Padişah Olamazdı Zaten. Yavuz Korkak Olsa Timur Olayından Sonra Padişahların Çekindiği Doğuya Sefere Çıkmazdı. Hiç Bir Türk Hükümdar Savaşı Çadırdan Yönetmez. Türkmen Süvarilerden Oluşan Bir Orduya Savaş Açmak Kadar Büyük Bir Cesaret Yoktur. Özellikle Moğolları Durdurdan Dünyanın Çekindiği Memlüklerü Yenmek Ne kadar Büyük Cesarete ve Deha ya Sahip Olduğunu Gösterir. Yok Topu var mış Ordusu Fazlaymış Geç Bu Bahaneleri Anlıyoruz Kuyruk Acısı Ama Öyle Olmuyor. Biz Diyor muyuz Timur Ordusu yıldırımdan 2 kat Fazla 2 kat donanımlıydı Filleri Vardı Diye. Biri Katil Demiş Yavuza Elçiyi Falan Öldürmüş Elçiyi Neden Öldürdüğü Belli Sen Şahının Dulkadiroğlu kızını Vermiyor Diye Neler Yaptığını biliyor musun ? İranı Şiileştirmek İçin Ne kadar Sünni Katlettiğini Biliyor musun ? Şahtan Önce Koyu Sünni Olan Bir Memleketin Bu Kadar Hızlı Nasıl Şiileştiğin i Merak Etmedin mi Hiç.
Bu Katliamları İran Tarihçileri Bile Kabul Ediyor. Gidin Tarih Öğrenip Gelin. Boş Konuşmayın.

YAVUZ A KORKAK DİYEN EY CAHİL ,SADECE ZAVALLISIN SEN

DUA ETSİN ŞAH İSMAİL YAVUZ SADECE 8 YILDA YAŞADI Bİ 8 YIL DAHA YAŞASAYDI SAFEVİLER FİLAN KALMAZDI İRANDA

Tarih ortadadir yavuz seliminde yaptiklari , neinki Sefevilere , tum yaptiklari bellidir. katildende halife olmaz, adini verdikleri sari selimide biliyoruz, dedesinden cok farki olmamistir onunda suleymaninida biliriz, mustafa kemalinide , inonusunude, Turgut ozalinida , enver pasasinida,Turkeside, Adnan mendereside ve nice Kahramanlari, hayinleri daha kimlerinide. kisacasi biz Azerbaycan Turklerinin Turk milletine satasmak gibi bir derdimiz yok. Sadece yapilanlari gorun ve ibret alin diyoruz, ama Kardaslarimizdan bazilari tarihten ders almak yerine onlara hak kazandirarak bizi dahada mahcub ediyor ve teesufler icerisinde birakarak bize kotuluk yapmis hayinlere nefretimizi dahada koruklerler.

herkes adsiz konusuyor burda. peki binlar bizi Turkluyu sevmekten sovuta bilirmi, tabiki hayir! ama yapmayin yapilanlara beraat kazandirmayin, olanlari kivirmayin.

bir iki kişi yavuza korkak çadırında saklanıyordu katil falan demiş,arkadaş bu adam yavuz sultan selim han sırf babasının ülkeyi iyi yönetemedigini düşünüp kırımdan topladıgı basiretsiz askerlerle dönemin en seçkin askerleri olan yeniçerilerin üstüne yürümüş bir adam,8 yılda 3 büyük savaşı yönetmiş bir adam,mısırı fethettiğinde biz mekkenin hakimi değil hadimiyiz diyen bir adam,osmanlı padişahları arasında en cengaver sayılan bir adam ne hikmetse savaşta korkup çadırında saklanacak meydana çıkmayacak siz de inanıyorsunuz yani buna,safevilerin savaşı kaybetmesini de ahh osmanlıda top vardı tüfek vardı yoksa safeviler osmanlıyı mahvederdi gibi saçma varsayımlara giriyorsunuz,osmanlı ordusu hiç öyle denildiği gibi 200 bin falan degildi en fazla 60 bin civarıydı safeviler ise 40 bindi yani arada fazla fark yok, ayrıca şah ismail türktü iyi bir komutandı büyük zaferler elde etmişti fakat binlerce sunniyi öldürtmüştür ve bunu safevi kaynakları övünçle yazarlar,yavuzun 40 bin aleviyi öldürdüğü ise yalan oldugu ortaya cıkmıstır,birisi de demişki safeviler osmanlıya bir karış toprak vermedi he canım he,son olarak yavuza korkak diyenler yavuz suan cıksa karşınıza tek başına acaba kafanızı kaldırıp korkudan ona bakabilir misiniz de bu lafları ediyorsunuz

ÇALDIRAN SAVAŞI (23 Ağustos 1514)
İki ordu, Doğu Bayezid kasabasının 80 km. güney doğusuyla Van Gölünün kuzey doğusunda bulunan Çaldıran ovasında karşılaşmadan önce, Osmanlı ordusunun durumu yorgundu. Yaklaşık 2500 km. yol kat edilmişti. Gece toplanan savaş meclisinde bu duruma rağmen, sabah saldırı yapılması kararı alındı.
Safevi ordusu ise dinlemiş durumdaydı ve ordunun sağ kolunu Durmuş Han Şamlu ve Nur Ali Halife kumanda ediyordu. Sol kol ise Diyarbakır Beylerbeyi Ustaclu oğlu Mehmet Han’ın komutasındaydı. Şah da muhafızlarıyla birlikte geride ihtiyatta kalmıştı.
Osmanlı ordusunda da klasik savaş düzeni vardı. Merkezde padişah, veziriazam ve iki vezir, sağ kolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa, sol kolda Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa bulunuyordu. Şehsuvaroğlu Ali Bey öncü kuvvetlerin, Sadi Paşa ise artçı kuvvetlerin başındaydı. Ordunun toplamı 100 bin kadardı. 80 bini tımarlı sipahi kuvvetleriydi.
İki ordu birbirine denk gibiydi. Osmanlı ordusu yorgun olmasına karşın, Safevi ordusunda top yoktu. 23 Ağustos’ta sabah erken saatlerde Safevi saldırısıyla savaş başladı. Şah İsmail ele geçirdiği bir Osmanlı esirinden Osmanlı ordusu hakkında bilgi alıyordu. Savaş başladıktan sonra Safeviler’in sağ kanadı Osmanlıların sol kanadını bozmuştu. Çünkü bu kanadı komuta eden Beylerbeyi Hasan Paşa önde bulunan azapları geriye çekememiş ve arkadaki toplar ateşlenememişti. Hasan Paşa ölmüştü. Fakat Osmanlı sağ kanadını komuta eden Hadım Sinan Paşa topları tam zamanında ateşleyerek Safeviler’in sol kanadını bozarak kumandanları Ustaclu oğlu Mehmet Hanı öldürmüştü. Sol kolun bozulduğunu gören Yavuz, silahlı yeniçerilerin bir kısmını Sol kola yardıma gönderdi ve tüfek ateşinde bulunan yeniçeriler Safeviler’in sağ kolunu da bozdular. Şah İsmail kolundan yaralandı ve kaçmaya karar verdi. Şah’ın kaçmasıyla daha fazla direnemeyen Safevi ordusu dağıldı. Sabah başlayan savaş akşam üstü Osmanlı galibiyeti ile sonuçlandı.

akademi bir yazıdır alıntıdır.

Yorum Gönder