Bir Vezir-i Azamın Hayatı: Pargalı İbrahim Paşa

Kanuni Sultan Süleyman'ın veziriazamı ve can dostu olan İbrahim'in hayatı son derece şaşırtıcıdır.Kimilerine göre sıradan bir adam olan İbrahim ani bir yükselişle devletin Padişahtan sonra en üst mertebesine yükselmişti.Onun ani yükselişi bir çok kimse tarafından kendisinin Makbul lakabıyla anılmasına sebeb olacaktı.


Veziriazam İbrahim Paşa
İbrahim Paşa bugünki Yunanistan'ın Parga şehrinde bir balıkçının oğlu olarak doğmuştu.Kimi kaynaklara göre 1493 kimi kaynağa göre 1494 senesinde doğmuştur.Kaderin cilvesidir ki korsanlar tarafından getirildiği Anadolu topraklarında kendisini Manisa'lı zengin bir dul kadın tarafından satın alınmıştır.Bu kadın sayesinde iyi bir eğitim almıştı.Nitekim ki keman çalmayı öğrenmesi onun hayatını baştan başa değiştirmeye vesile olacaktı.Kimi kaynaklara göre Pargalı keman çalarken oradan geçen Manisa Sancakbeyi Şehzade Süleyman   kemanın sesini duymuş,  bundan çok etkilenmiştir ve İbrahim'i yanına almıştır.O andan itibaren, son derece zeki olan İbrahim yavaş yavaş yükselmeye başlayacaktır.Şehzade Süleyman tahta çıktığında İbrahim'i doğancıbaşı yaptı.İbrahim hızlı bir şekilde önce Hasodabaşı,Rumeli beylerbeyi,vezir,veziriazam ve son olarak da serasker olarak görev yaptı.Baudier bu bağlamda teyit edilmese de bir hikaye anlatır.Hikaye ise şöyledir : 

''İbrahim'in hızlı yükselişi,kendisini de korkutmaya başlamıştı.Osmanlı sarayına mensup çok büyük bir adamın kaderinde de görülebileceği gibi,talihin istikrarsızlığı,sarayın yüksek onurlarına nail olan makbul kişilerin içinde bulundukları büyük tehlikeye karşı bir anlayış getirmeleri ve isteklerini frenlemeleri için bir dizgin vazifesi üstlenirdi.Kanuni Sultan Süleyman'dan kendisini çok fazla terfi ettirmemesini istedi ki düşüşü yok oluşuna sebep olmasın.Mütevazi zenginliğin kendisine vereceği onurların en büyüğünden çok daha güvenli olduğunu;günlerini huzur ve rahatlık içinde geçirecek kadar aldığı takdirde hizmetlerinin yeterince ödüllendirilmiş olacağını gösterdi.Sultan Süleyman,imparatorluğun en üst makamlarını İbrahim'e bahşederken,kendisi yönetimde olduğu sürece sarayda başka ne gibi değişiklikler olursa olsun İbrahim'in asla idam edilmeyeceğine dair yemin etti''.
Pargalı İbrahim Paşa
Ne yazık ki hükümdarların zamanla değişmeleri ve makbullerinin de kibirle hareket etmeleri,sözün yerine getirilmemesine,İbrahim'in de sadakati ve güveni kaybetmesine sebep olacaktı.İbrahim yetenekleri ve zekası sayesinde önemli işlerde bulundu.1521'de Belgrad'ın fethinde görev aldı.1522'de Rodos Seferine katıldığı ve önemli bir iş başardığı düşüncesinde durulmaktadır.Bu yüzdendir ki sadrazamlığa getirildi.Mısır'da kendisinin sadrazam olmasına tepki gösteren ve isyan eden Ahmed Paşa'nın isyanını bastırmıştır.Orada asayişi sağlayıp kendisine Mısır Beylerbeyi ünvanı da verildi.Bu sırada Mısır'da pek çok ıslahat gerçekleştirdi. Macaristan seferine katıldı ve Mohaç Meydan Savaşı'nın kazanılmasında önemli rol oynadı.Anadolu'da çıkan Kalender Çelebi İsyanını bastırmakla görevlendirildi ve başarılı oldu. I. Viyana Kuşatmasına da katıldı.Bu kuşatma sonrasında Avusturya Arşidükü'nü Osmanlı sadrazamına eşit sayan 1533 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşmasını bizzat kendisi yürütmüştür. Safevi Devleti'ne karşı düzenlenen Irakeyn Seferi'ne öncü birlik göreviyle katıldı.Tebriz'i aldıktan sonra padişahın kuvvetleri ile birlik oldu ve Bağdat'ın fethinde görev aldı.İktidarı o kadar yüksekti ki kimsenin hayal edemeyeceği konuma gelmişti.İbrahim Paşa'nın dönemindeki gücünü ortaya koyacak en önemli durum; Sultan Süleyman tarafından Seraskerlik makamına getirildiğinde İmparatorluğun o güne dek dört tuğla simgelenen gücünün yedi tuğa çıkarılması ve İbrahim Paşa'nın da altı tuğ taşımaya yetkili kılınmış olmasıdır. Padişahtan tek eksiği hilafet tuğudur.Kimi kaynaklara göre de bu iktidardaki yükseliş Sultanın kız kardeşi olan Hatice Sultan ile evlenmesi sayesindedir.Ancak kimi kaynaklar bu evliliği kabul etmemektedirler. Osmanlı Devleti'nin o dönemde bilinen dış politikasının kontrolü tamamen İbrahim Paşa'nın elindedir.Venedik balyosları tarafından kendisine Muhteşem İbrahim diye bahsettikleri bilinmektedir. 

Onun Budin Fethiyle birlikte Budin Sarayından getirdiği Üç Güzeller heykellerini sarayının bahçesine diktirmesiyle birlikte onun İslam karşıtı olduğunu düşünenler arttı.Onun düşüşü yükselişi gibi ani oldu.Kibirle hareket etmesi,başına buyruk kararlar vermesi,Defterdar İskender Çelebi'yi idam ettirmesi,kendisine hediye olarak gönderilen Kuran-ı Kerim'i kabul etmemesi,bazı harcamalarda usulsüzlük yaptığı,Şehzade Mustafayı desteklemesinden dolayı Hürrem Sultan ile aralarının iyi olmadığı ve kibirle Serasker Sultan ünvanını kullanması onun sonu oldu.Ayrıca o kadar ihtişam ve kibre kapıldı ki şu sözleri söylemekten kendini alamadı: 

''Her şey harb, sulh,servet, kuvvet benim elimdedir.Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir.Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir. '' 
Bu söz onun gücüne kendisini nasıl kaptırdığını açıkca göstermektedir.Bu nedenle, 1536 yılında gücünden kaygılanan Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile öldürüldüğü şüphesiz kesindir.Çünkü sarayda padişahın haberi olmadan kuş uçmazdı.14-15 Mart gecesi iftar için saraya davet edildi.Çoğu kaynak ve tarihçi tarafından kabul gören iftardan sonra uykudayken dört dilsiz cellat tarafından boğulduğu görüşü kabul görmektedir.Daha önceleri Makbul olarak anılırken, ölümünden sonra Maktul olarak anılmıştır.
Pargalı'nın Ölümü


Kaynak: Hester Donaldson Jenkıns,Kanuni'nin Veziriazamı Pargalı İbrahim Paşa, İstanbul 2011

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

3 yorum:

Tarihle aram yoktur ama okudum iyi görünüyor :D

Pargalı'nın ölümü olan gravür yanlış bir gravürdür.Sultan İbrahim'in öldürülüşüne ait bir gravürdür.

Yorum Gönder