Osmanlı Avrupa'dan Niçin Üstündü?

Dünya varoluşu boyunca üç büyük imparatorluk görmüştür; Roma, Osmanlı, ve İngiltere. Osmanlı İmparatorluğu en kuvvetli zamanlarında Avrupa'yı titreten bir güç olmuş, hatta kendileri için Almanya'da "Türklere karşı dualar" yazılmış (bu konu için bkz.), "Türk çanları" çalınmış ve Türklere karşı moral-motivasyon sağlamak için vaazlar verilmişti. Peki ya "korkunç güç" olarak algılanan bu organizasyonu Avrupa'dan bu denli üstün kılan etkenler nelerdi?

 

1.Mutlak Otorite
Osmanlıların Avrupa'dan üstünlük sebeplerinden bir tanesi Osmanlı İmparatorluğu'nun mutlak padişah otoritesine dayanmasıdır. Osmanlı'da, beyler, Avrupa'da olduğu gibi hükümdarın iktidarını kısıtlayamazlardı. Avrupa'da krallar otoritelerini sağlayabilmek için uzun mücadeler vermek zorundaydı. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethiyle padişah tek ve mutlak otorite haline geldi. Yani Avrupa'dan 200 yıl kadar önce. Bu konuda Floransalı siyaset filozofu Machiavelli (1469-1527), "Hükümdar" adlı eserinde şunları söyler:

Machiavelli
“ Türk hükümdarlığı tek bir padişah tarafından yönetilir. Diğerleri kapıkullarıdır. Padişah ülkesini sancaklara ayırmış ve oralara valiler tayin etmiştir. Padişah valileri istediği zaman istediği biçimde değiştirebilir. Fransa kralı ise kalabalık bir soylular sınıfı ile kuşatılmıştır. Bu soyluların kendilerine bağlı uyrukları ve ayrıcalıklı durumları vardır. Kral onların bu ayrıcalıklarını kendini tehlikeye atmadan ellerinden alamaz.Bu iki çeşit yönetim biçimi incelenirse, Türk hükümdarlığının ele geçirilmesinin çok güç, fakat bir kez ele geçirilirse onu elde tutmanın ise çok kolay olduğu görülür. Buna karşılık Fransa krallığını ele geçirmek kolay fakat onu elde tutmak çok güçtür. Çünkü Türk hükümdarlığında  herkes padişahın kulu olduğu için onları baştan çıkarmak güçtür. Osmanlı devletine kim saldırırsa onu birlik içinde bulacağını hesaplaması gerekir. Fakat bir kez yenik düşüp ordusu bozguna uğrayacak olursa hükümdar soyundan gelenlerin dışında kimseden korkmaya gerek kalmaz. Fransa'da ise krallığın bazı beylerini elde ederek ülkeye kolaylıkla girilebilir. Memnun olmayanlar ve değişiklik isteyenler her zaman bulunur. Bunlar size kapıları açabilir ve zaferinizi kolaylaştırabilirler. Ancak yine bu derebeylerle uğraşılmak zorunda kalınılacağından, Fransa'yı elde tutmak güçtür.”
                                                                                                                      
Padişahların mutlak otoritelerinin iki önemli dayanağı vardı: Kapıkulu sistemi ve kardeş katli. Kapıkulları sayesinde tüm asker ve bürokratlar padişahın kulları sayılıyor, ona muhalefet etmek şöyle dursun, kendilerinin varlıklarını dahi padişaha bağlıyorlardı. Bu anlayış kapıkulu sistemi bozulana kadar devam etti (Kapıkullarına misal için bkz.) Kardeş katli ile de ülke içinden ve dışından devlete karşı faaliyet gösterecek hareketler, kendilerine yardımcı olabilecek maşalardan mahrum kalıyorlardı. Diğer bir ifade ile tahtta padişahın rakibi veya alternatifi kalmıyordu (kardeş katli için bkz.). Padişahların tahtlarındaki yerlerinin sağlamlığı, Osmanlıları diğer Türk devletlerinden ayırmış, uzun ömürlü yapmıştır. Osmanlılar'daki bu otoriter sistem 16.y.y Avrupa mutlakiyetçiliğinin teorisyenlerinden Jean Bodin (1530–1596) tarafından "ideal bir siyasi sitem" olarak tanımlanmıştır.

2.Askeri Organizasyon
Avrupalı çizimiyle bir yeniçeri.
Avrupa'ya karşı üstünlük sebeplerinden biri de Osmanlılar'ın çok erken bir tarihte düzenli ordu kurmasıdır. Osmanlı'dan önce kurulmuş olan veya Osmanlı ile çağdaş olan Türk devletlerinin orduları aşiret kuvvetlerinden oluşmaktaydı. Avrupa'da ise ordular ya paralı birliklerden ya da derebeylerinin gönderdiği askerlerden oluşurdu. Nitekim bu tür askerler için Machiavelli, "dostlar arasında yürekli, düşman arasında korkak" kişiler olarak tanımlar. Bunlar üzerinde disiplin sağlanamadığı gibi köylülerden oluşan birlikler de verim sağlamıyordu.

Halbuki Osmanlılar daha Orhan Gâzi zamanında Türk köylülerden oluşan yaya ve müsellem adlı ilk düzenli birlikleri kurdular. İhtiyaç artınca da yine düzenli birlik statüsünde profesyonel askerlerden oluşan kapıkulu ocakları teşkil edildi. Ayrıca tımar sistemi ile yeniçeriler kadar profesyonel olmasalar da düzenli birlikleren olan sipahi teşkilatı oluşturulmuştu. Avrupalılar ise düzenli ordularını ancak 17.y.y'ın ikinci yarısından itibaren kurabildiler. Aynı asrın sonunda da zorunlu askerlik sistemiyle üstünlüğü ele geçirdiler.

3.Teşkilatlanma Becerisi ve Vergi Organizasyonu
Bir Osmanlı memuru
Osmanlılar'ın Avrupa'ya karşı üstünlük sebeplerinden biri de teşkilatlanma ve vergi toplamayı iyi organize etmeleridir. Osmanlı hazinesinin ana gelirleri, zannedildiği gibi savaş ganimetlerinden değil, ülke içinde toplanan vergilerden sağlanıyordu. Osmanlı'da vergi kayıtlarının düzenli tutulmasına ve vergilerin tahsil edilmesine fazlasıyla dikkat edilirdi. Savaşların finanse edilmesinde vergilerin payı büyüktü. Avrupalılar ise savaşı vergi ile finanse etmede pek başarılı değillerdi. Almanya'da Türklere karşı savaş için "Türk vergileri" toplandı. Ancak savaşı vergi ile finanse etme işini 16.y.y sonlarından itibaren Hollanda başarabilmiştir. Daha sonra bu sistem Avrupa'ya da yayıldı.

Osmanlılar'la Avrupalılar arasındaki bu farklar sayesinde 17.y.y sonlarına kadar üstünlük Türklerdeydi. Türk ilerleyişinin durdurulamaması ve savaşlarda ard arda alınan başarısızlıklar "Türklerin yenilmez" olduğu anlayışını doğurmuştu.



 
Kaynaklar:
Erhan Afyoncu, Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul 2010, s.639-642
Leyla Coşan, Tanrım Bizi Türklerden Koru, İstanbul 2012
Niccolo Machiavelli, Hükümdar, çev.Necdet Adabağ , İstanbul 2008 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder