Fâtih Düşmanın Arasında

 Bir Fatih Sultan Mehmed Çizimi
Osmanlı padişahları genellikle, en yüksek askerî karar merci sıfatıyla ordularının tamamını görebilecekleri, uzak ve yüksek bir mevkide bulunarak orduya komuta ederlerdi. Bu nedenle çatışmalardan ve ölümcül tehlikelerden bir nebze uzaktırlar. Ancak bazı durumlarda, etrafındaki seçme askerlerce korunan padişahlar dahi ölümle burun buruna gelebiliyorlardı. İşte Fâtih Sultan Mehmed de, başarısız Belgrad kuşatması esnasında düşmanın arasına dalıp bizzat savaşmak durumunda kalmıştı.

Fâtih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinden hemen sonra kendisine itaat gösteren Sırpların daha sonra tutum değiştirip Macarlarla birleşmeleri ve Osmanlılar'a saldırmaları nedeniyle bir sefer düzenlemiş ve Sırpları mağlup etmişti. Ancak bu başarının Balkanlar'da nihaî bir Osmanlı egemenliği sağlayamayacağını biliyor ve Balkanlar'ın anahtarı konumunda olan Belgrad'ı Macarlar'dan almayı düşünüyordu.
Belgrad'ın Balkanlar'daki Konumu

13 Haziran 1456'da yüz bin asker ve üç yüz toptan müteşekkil Osmanlı ordusu karadan harekete geçti. Ayrıca iki yüz çektirmeden oluşan ince bir Osmanlı donanması da Tuna üzerinden orduya eşlik ediyordu.

Bir yarımada vaziyetindeki Belgrad kalesi, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştikleri yerde, yüksek ve sarp bir noktada bulunuyordu. Kale ve burç bedenleri iyice tahkim edilmiş, kara tarafı da hendeklerle çevrilmişti.

Denizden ve karadan kuşatılan Belgrad'a sadece Sava yolu açık bulunduğundan Fâtih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinde olduğu gibi burada da gemilerin bir kısmını karadan yürüterek Sava nehrine soktu. Ardından Belgrad Kalesi, denizden ve karadan bombardıman edilmeye başlandı.

Macar müdafilerinin ümitsizliğe düştüğü sıralarda Tuna'nın öte yakasında Macar ordusunun toplandığı haberi alındı.Hunyad'ın idaresi altındaki bu ordu atmış bini aşmış olup Petervaradin'i geçerek ilerlemeye başlamıştı.  Bu durum üzerine Padişah, alınacak tedbirleri görüşmek üzere bir harp divanı kurdu. Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Bey, kuşatmayı bırakarak Tuna ötesinden gelen Macar kuvvetlerinin karşılanması fikrini öne sürdü. Hatta hiç olmazsa kendisinin bir parça kuvvetle Macar ordusunu karşılamasını teklif etti. Ancak Padişah, diğer beylerin üzerinde ittifak ettiği görüşü benimsedi. Bu görüşe göre ordu bölünmeden kuşatmaya devam edilmeli, Macar ordusu gelene kadar kale alınmalıydı. Rumeli beylerinin çoğu, kalenin düşme durumuna geldiğini düşünüyor, donanmanın da arkadan gelecek düşmanı durdurabileceğini söylüyorlardı.


Bir Çizimde Belgrad
Ertesi gün Dayı Karaca Bey'in fikrinin ne kadar isabetli olduğu anlaşıldı. İki yüz parçalık Haçlı donanması Belgrad önlerine gelmişti. Beş saat süren nehir savaşını Macarlar kazandı. Üç Türk gemisi batırılmış, dördü de ele geçirilmişti. Tuna ötesinden gelen Macar ordusunun ise iyice yaklaştığı duyuluyor, kale müdafilerinin morelleri yükseliyordu. Buna karşın Osmanlı ordusu da kale bedenlerini bir hayli yıpratmış, hendekleri toprakla doldurarak geçişe imkan sağlamıştı. Osmanlı ordusu iyice yorulmaya başladı. Ancak Fâtih, Hunyad komutasındaki Macar ordusunun kaleye girmesi halinde, fethin imkansızlaşacağını biliyordu. Bu yüzden umumi hücum emri verdi. Dayı Karaca Bey ise bu sıralarda yakınına düşen bir top güllesinden saçılan şarapnellerle yaralanıp şehit düşmüştü.


Hünernâme'de Belgrad Kuşatması
Türkler 21Temmuz sabahı seher vaktinde taarruza geçti. Şehir şiddetle savunuluyordu. Bir ara beş yüz kadar yeniçeri açılan gediklerden içeri girmeyi başardı. Ancak bu askerler, savaşın kazanıldığını düşünerek yağmaya başladılar. Halbuki bir gece önce otuz bin kadar Macar şehre girerek müdafiler arasına katılmıştı. Macarlar yeniçerilerin gediklerden girip yağmaya daldıklarını görünce çoğunu imha ettiler. Jan Hunyad ve Fransiskan tarikatı rahiplerinden Kapistrano şehir savunmasında maddi ve manevi yönden destek veriyorlardı.

Bu sıralarda nehrin öte yakasında kalan Macarlar da yetişmiş, kale dışındaki Osmanlı askerleriyle savaşa tutuşmuştu. Bu durum karşısında Osmanlı ordusu ordugaha doğru sahte bir ricat yaparak düşmanı sarmaya çalıştı. Ancak kale içerisindeki Hunyad, bu planı sezmiş ve dışarıdaki orduya katılarak uyarıda bulunmuştu.



Bir Fâtih Portresi
Türk planı tutmayınca düşman ordusu Padişah'ın karargahına doğru ilerlemeye başladı. Vezirler Fâtih'e karargahtan çekilmesini tavsiye ettiler. Ancak o, bu tavsiyeye "Düşmandan yüz çevirmek bozgun nişanıdır. Benim elhamdülillah, 'hak üstündür ve ona karşı gelinmez' sözüne inancım tamdır. Kaçmak düşmana nasip olmaktır." cevabını verdi. Durumun aleyhlerine döndüğünü iyiden iyiye gören Padişah, daha fazla sabredemeyerek coştu, haykırdı ve yanında bulunan Yeniçeri Ağası Hasan Ağa'yı fena halde hırpaladı. Türk ordusu dağılmaya başlamıştı. Genç Sultan, daha fazla sabredemeyerek atını mahmuzladı ve yaklaşan Macar askerlerinin üzerine doğru atıldı. Kendisinin yanında birkaç komutanı bulunuyordu. Yanındakilerin aktardıklarına göre Sultan, o denli şiddetle saldırmıştı ki, hıncından dudakları çatlamış ve kanamaya başlamıştı


Bir minyatürde Fâtih Sultan Mehmed
Düşmanın arasında Fâtih'in önünde bulunan Yeniçeri Ağası Hasan Ağa bir süre mücadele ettikten sonra şehit oldu. Yeniçeri ağasını öldüren iri yapılı bir Macar, bu kez padişahın üzerine atıldı. Fakat genç Padişah, üzerine gelen hücumu önlemeye ve iri yapılı Macar askerini öldürmeye muvaffak oldu. Ardından iki Macarın daha kendisine saldırması üzerine, silahşorluğunu konuşturarak onları da bertaraf etti. Fakat, arbede esnasında alnından yaralandı. Biraz sonra da bir ok dizine isabet etti. Kemalpaşazâde'nin ifadesi ile, "bacağı ağaç olup kalmıştı." Ancak Padişah'ın bu cesur hamlesi, dağılan Türk ordusunun maneviyatını kuvvetlendirmiş, toparlanma imkanı vermişti. Yeniden kızışan savaş meydanında bazı devlet büyükleri Padişah'ın atının dizginlerine yapışarak, yalvar yakar çatışmadan uzaklaşmasını sağladılar. Toparlanan Osmanlı ordusu ise Macar birliklerini püskürterek, kaleye kadar kovalamışlardı. Savaşın bu safhasında bir Türk okçusu Jan Hunyad'ı vurup yaralamayı başardı. Hunyad, aldığı yara sonucu, bir süre sonra ölecekti.

Neticede Osmanlı ordusu Padişah'ın cesareti ile çok daha büyük bir bozgundan kurtulmuştu. Ancak toplarının tamamını, bazı gemilerini ve büyük sayıda askeriyle önemli komutanlarını kaybetmişti. Gece vakti toplanan savaş divanında, mevcut şartlar göz önüne alınarak geri dönmeye karar verildi.

Kaynak: Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil, Kayı II, İstanbul 2011, s.161-166
Başarısız Belgrad Kuşatması, 1456
1522'de yapılan, Kanuni'nin Belgrad'ı fethini tasvir eden bir gravür, 1521



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder