Fetih ve İstanbul'un Dirilişi

Genç Fatih’in en büyük hedefi şüphesiz İstanbul’u fethetmekti.Özellikle tahta çıktıktan kısa süre sonra tahtı tekrar babasına bırakmış olması onu zor durumda bırakmıştı.Vezir-i azam Çandarlı Halil’in kendisi aleyhinde uyguladığı politikaların gölgesinden sıyrılmak için İstanbul’u fethetmeyi düşünüyordu.Ayrıca İstanbul’u fethetmesi onu olduğu konumdan çok daha yükseklere çıkaracak,askerin,devlet adamlarının ve ulemanın güvenini kazanacak,kısacası onu devletin tartışmasız yöneticisi yapacaktı.Nitekim 1453 senesinde 56* gün süren kuşatmanın sonucunda Konstantinapolis alınmıştı ve Fatih genç yaşta Avrupa’nın en kudretli hükümdarı olmuştu.

Fatih İstanbul’u Yağma Ettirdi Mi?
Fetih konusunda Fatih’e haksızlık yapılan bazı konular vardır.Bunlardan birisi, “şehrin yağma edilmesi” hususundadır.Şunu belirtmek gerekir ki Fatih,şehrin yağma edilmesini istemiyordu.İslam hukukuna göre, Hıristiyan bir şehir kuşatıldığında saldırıya geçmeden önce şehre üç kez “teslim olun” çağrısında bulunulurdu.(Ayrıca bkz: "İslam'ın Savaş Kuralları") Nitekim Fatih,İsfendiyanoğlu İsmail Bey’i imparatora göndererek üzerine düşen bu görevi yerine getirmiştir.Fakat bu çağrılara rağmen imparator şehri teslim etmemiştir.Şehri fethettikten sonra Fatih,Dük Notaras’ı huzuruna getirterek “Şehri neden teslim etmediniz?” diye sormuştur.Bu soru üzerine Notaras “Biz şehri teslim edecektik fakat Venedik ve Cenevizliler buna razı olmadılar.” demiştir.Öyle ki Fatih,zaferden sonra şehre girerken gördüğü harab manzara karşısında gözyaşlarını tutamamış ve ağlamıştır.
Fatih Sultan Mehmed,İstanbul’u bir dünya merkezi yapmak istediği için burayı harab bir vaziyette almak istemiyordu.Ama imparatorun “teslim olun” çağrısına olumsuz yanıt vermesi,Müslümanlara şehri yağma etme hakkı tanıyordu.Yani bölgenin ahalisi esir edilebilir,malları yağma edilebilirdi.Yağmaya dînen bir engel olmadığı için Fatih buna mani olamamıştır ve şehir iki gün boyunca yağma edilmiştir.
Fetihten Sonra İmar Faaliyetleri
Fetihten sonra derhal imar faaliyetleri için kolları sıvayan Fatih askerlerine şöyle demiştir: “Mallar ve insanlar sizindir fakat toprak ve binalar benimdir.”
Bu kuralı koyan Fatih,Cebe Ali Bey’e derhal bir tahrir defteri hazırlatmıştır.Bu defterde,hangi binada hangi ailenin oturduğu ve ailenin kaç nüfuslu olduğuna kadar her şey kaydolunmuştur.
1459 yılında vezirlerini huzuruna çağıran Fatih,onlara şöyle bir emir vermiştir: “Her biriniz bu şehrin bir harab köşesinde bir külliye kuracaksınız.” Bunun üzerine vezirler şehrin muhtelif bölgelerinde külliyeler kurdurtmuşlardır.Bugün İstanbul’un en meşhur mahalleleri de bu süreçte meydana gelmiştir.Örneğin: Gedik Ahmed Paşa Mahallesi,Mahmut Paşa Mahallesi…
İskan Faaliyetleri
Fatih,şehri Türkleştirmek ve İslamlaştırmak adına şöyle bir kural ilan etmiştir: “Anadolu Türklerinden her kim İstanbul’a gelirse ve bir eve yerleşirse o ev onun olacaktır.”
Bunun üzerine Anadolu’nun dört bir yanından insanlar İstanbul’a göç etmeye başlamışlardır.Fakat Anadolu’dan gelen Türklerin bir kısmı,şehirdeki ticaretin durmuş olduğunu görünce şehri tekrar terk etmişlerdir.Bu olumsuz gelişme üzerine Fatih ikinci bir tedbir olarak Rumeli’deki tüm Yahudileri zorunlu iskana tabii tutmuştur.Rumeli bölgesinden zorunlu olarak iskan ettirilen Yahudilerin ilk yerleşim yerleri bugünkü Balat bölgesidir.
Fatih,işini sağlama almak amacıyla “Avrupa’dan gelecek olan tüm Yahudilere şehirde bir bina verileceğini ve avarız vergisinden muaf tutulacaklarını” söylemiştir.Öte yandan Isaac Safrati Avrupa’daki Yahudilere: “Siz buralarda mahvoluyorsunuz.İstanbul sizler için cennettir.” diyerek Avrupa Yahudilerini iskana teşvik etmiştir.Bu mesaj,Almanya’dan ve İtalya’dan çok sayıda Yahudi’nin göç etmesini sağlamıştır.O dönemlerde Almanya’da ve Macaristan’da Yahudiler Hıristiyanlığa geçmeleri için zorlanıyorlardı.
1477 yılında İstanbul’daki nüfus istatistikleri şunlardı:
Müslümanlar: 8.951 aile
Ortodoks-Rum: 3151 aile
Yahudiler: 1647 aile
Ermeniler: 372 aile
Karamanlılar: 384 aile
1477 yılındaki toplam aile sayısı 14.803’tür.Dikkat çekicidir ki bu sayı, II.Bayezid dönemine doğru 150 bini bulmuştur.19.asırda ise bu sayı 700 binlere ulaşmıştır.
Fatih Camii ve Külliyesi
Amaç:Ekonomiyi Kalkındırmak
Fatih,İstanbul’un ekonomisini kalkındırmak istiyordu.Bunun için büyük bir Pazar kurdurtmaya karar vermiştir.Bu karar doğrultusunda Kapalı Çarşı’nın en eski bedestanı kurulmuştur.Bugünkü Kapalı Çarşı,kurulan bu bedestanın etrafında gelişmiştir.Bu da gösterir ki,bu bedestan ekonomik açıdan ‘merkez’ özelliğini taşımaktaydı.Bedestanın toplam da dört kapısı vardır ve bu kapılardan açılan yollar üzerine çarşılar kurulmaktaydı.Bu bedestanın ilk esnafı sahafçılar olmuştur.
1461 yılında kurulan Kapalı Çarşı,İstanbul ekonomisinin çok önemli bir kaynağı olmuştur ve İstanbul ekonomisinin merkezi olmuştur.Bugün de İstanbul’un en işlek ticarî merkezlerinden birisi olarak karşımıza çıkar.
Fetihten sonraki 50 yıl içerisinde İstanbul yeniden inşâ edilmiş,yeniden nüfuslandırılmış,şehrin dört bir yanında külliyeler inşa edilmiş ve çarşılar kurulmuştur.Tüm bunlar “İstanbul bizimdir.” anlamına gelmektedir.


* Bu sayı kaynaklarda farklılık gösterir.
Bu yazı, İlber Ortaylı ve Halil İnalcık'ın NTV'de yayınlanan "İlber Ortaylı ile Tarih Dersleri" programından derlenmiştir. (http://bit.ly/15eJl0W)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder