Laikliğin Evrenselleşme Süreci

Laikliğin kelime anlamına bakarsak; rahipler sınıfına mensup olmayan kişiler için kullanıldığını görürüz. Bilindiği gibi Avrupa toplumlarının dinlerinde bir ruhban sınıfı mevcuttur. Dinimizde ise böyle bir sınıfın olmaması nedeniyle laiklik kelimesinin de Türkçe karşılığı yoktur.

Avrupa'da reformun öncüsü kabul edilen Martin Luther kiliseye karşı gelmiş ve Ortaçağ Avrupa'sında bir dönüm noktası yaratmıştır. Yaptığı bu devrimle kilise biraz daha geri planda kalmış ve laiklik adına ilk temeller atılmıştır. Zamanla laik okullar da açılmaya başlanmışsa da devletler hala dini temeller üzerinde varlığını sürdürmekteydi. İmparatorlukların hala resmi bir dinleri vardı. Bu dine mensup olmayan vatandaşlar ise bazı siyasal haklardan tam olarak yararlanamıyordu.

18'nci yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde Amerika ve Fransa'da meydana gelen ihtilallerle laiklik, artık parçalanmaya başlayan imparatorluklardan oluşan yeni devletlerde vücut bulmaya başlamıştı. Bu iki devrimin beyannamelerinde ise şu cümleler yer almıştır;

  Amerika 1776 İnsan Hakları Beyannamesi:
     "Bütün insanlar hür olarak yaratılmıştır. Doğuştan kazandıkları bazı haklar vardır ki onlardan mahrum edilemezler. Bu haklar hayat emniyeti, hürriyet ve mesut olmayı istemektedir. Hükümetlerin kuruluş vazifesi bu hakları garanti etmektir. Hükümetler ancak halkın idaresine dayandıkları müddetçe meşrudurlar.    Din veya Tanrıya borçlu olduğumuz ödev ve bunun yerine getirilme şekli kuvvet veya şiddetle değil akıl ve kanaatla idare edilebilir. Herkes eşit bir tarzda vicdanın emrettiği gibi dininin gereğini yapmak serbestliğinde özgürdür."

                                                                                            
  1789 Fransız İnsan Hakları Bildirgesi:
   "İnsanlar hakları yönünden hür ve müsavi doğarlar, hür ve müsavi kalırlar. Hiç kimse hatta dini dahi olsa beslediği fikrinden dolayı rahatsız edilemez. Yeter ki bu fikirlerin izharı kanunla kurulmuş olan nizamı bozmasın."
 Bu iki beyannamede de insanların fikir özgürlüğüne vurgu yapılmıştır. Tabi ki bu iki beyanname ile laiklik bir anda gerçekleşmemiştir ama bir fikir olarak da ortaya konmuştur. Gelişen süreç içerisinde de laiklik Batı toplumlarında gelişmiş ve belli bir seviyeye gelmiştir.  


Türkiye'de Laiklik
 Laik kanunlar bu topraklara Tanzimat döneminde girse de Osmanlı o dönem teokratik devlet yapısını korudu. İkinci meşrutiyetin ilanı da devletin yapısında pek bir değişiklik göstermedi. Bu dönemde de ilericiler laik hukuku, tutucular ise şeriat kanununu savunmakta devam ettiler. Fakat gelişen milliyetçilik ve Batıcılık laik ortamın yaratılmasında önemli etken oldu.
       İlk Mecliste bir gün laiklik tartışılır. Meclis'in tanınmış din alimlerinden biri kürsüye çıkar ve alaycı bir tavırla: "Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz ben bu laikliğin manasını anlayamıyorum." Başkanlık kürsüsünde oturan Mustafa Kemal Paşa dayanamayıp hoca efendinin sorusunu cevaplandırır: "Adam olmak demektir hocam, adam olmak!"
 
 
Yeni Türkiye ye adım adım giderken 1921 Anayasasında, devletin resmi dini olduğunu görüyoruz. Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin ve Şer'iye Vekaletinin kaldırılması, laikliğe doğru atılan önemli adımlardı. 9 Nisan 1928 de,"Türkiye Devletinin dini İslam dinidir." hükmü Anayasadan çıkartıldı. 5 Şubat 1937 tarihinde de "Laiklik" ilkesi, anayasaya konularak, Türkiye Cumhuriyeti'nin laik bir devlet olduğu vurgusu yapıldı.
Sonuç olarak "laik olmak" ülkelerde bir anda gerçekleşmeyen bir kavramdır. Aylarca, yıllarca bir temelin üstünde inşası gerekir. Türkiye de bu temel üzerinde gelişirken çok sancılar çekmiştir. Özellikle de bu sorun laikliğin tam olarak anlaşılamamasından kaynaklanıp, sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak algılanmasındandır. Laiklik, bilime ve vicdan özgürlüğüne verdiği değer açısından da değerlendirilmelidir.
________________
Kaynaklar:
  • Kemal Arı, Türk Devrim Tarihi 2, Zeus Kitabevi, İzmir 2013
  • Ertuğrul Zekai Ökte, Atatürk Din Ve Laiklik, Menteş Matbaası, İstanbul 1968
  • Hulusi Turgut, Kılıç Ali'nin Anıları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012  





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

1 yorum:

Guncel ve onemli bir konu tebrikler

Yorum Gönder