Osmanlı Türk-Yunan İmparatorluğu muydu?

Osmanlılar XIV. yüzyılın başlarında devletlerini resmen kurduktan çok uzun olmayan bir zaman sonra, batı uclarında Selçuklular adına gaza eden alelade bir Türkmen aşireti görünümünden hızla sıyrılıp kozmopolit bir imparatorluk halini aldılar. Bu süratli yükseliş, iyi askerlik kadar elbette iyi bir çevre iletişiminin de mahsulü olarak görüldü. Devlet teşkilâtı gittikçe giriftleşen demografik dokusuna ve ekonomik problemlere hızlı çözümler bulmalıydı.


Moğol istilası altındaki Selçukluların uzak batı ucunda kendini gazaya adamış birkaç yüz çadırdan müteşekkil bir aşiret bütün ilkelliği içerisinde bu kadar büyük bir başarıyı nasıl elde etmiş olabilirdi? Bu başarının arkasında ya kendine özgü kadim bir gelenek, ya da pratik ve hızlı faydalar sağlayıp bu basit Türkmen klanının eksiklerini giderecek tamamlanmış bir medeniyetin yardımı olmalıydı. 

Yunanlı tarihçi Dimitri Kitsikis (d.1935) bu soruya ikinci yoldan yanıt veriyor, Osmanlıların başarısını Türk pratiği ve Yunan medeniyet tecrübesinin işbirliği eseri olarak yorumluyor. Osmanlı'nın yükselişini, büyük ölçüde yabancı medeniyetlerden yaptığı transferlere bağlayan N.Jorga, A.Rambaud, H.Gibbons ve R.Grousset gibi pek çok tarihçiden onu farklı kılan şey ise, bu iddiayı bir sevgi ile harmanlayarak dile getirmesi ve çok eski günlere duyduğu derin hasret. Evet, Kitsikis biraz daha ileri giderek Osmanlı'nın bir Türk-Yunan Konfederasyonu halinde yeniden canlandırılmasını öneriyor ve bu konuda oldukça ciddi.
Dimitri Kitsikis Kimdir?
Dimitri Kitsikis
1935'te Atina'da doğdu. Ebevenleri  Profesör Nikos Kitsikis ve Yunan Komünist örgütü ELAS yöneticisi Beata Petihaki  Nazi işgaline karşı başlatılan silahlı direnişlerde boy gösterdi. Annesinin üvey babası Aristis Stergiadis 1919-1922 arasında İzmir'in işgalini yürüten Yunan Yüksek Komiseriydi. Beata Petihaki 1946-1949 Yunan İç Savaşı sonrasında Yunan Hükümeti tarafından idama çarptırıldı. Dimitri öksüz kalınca Paris'te bir yatılı okula girdi. Burada rüyasına giren melek ona; "Dimitri, sen Ege'nin iki yakasını birleştirmelisin." diyerek Türk-Yunan Konfederasyonu ülküsünü aşılıyordu. Dimitri, kendisini sıkı bir Ortodoks olarak yetiştirdi.  1962'de Paris Sorbonne Üniversitesi'nde tarih doktoru unvanı aldı. 1968'deki bir sosyalist öğrenci isyanına katılınca işsiz kaldı. Kanada'ya gitti ve Ottowa Üniversitesi'nde çalışmaya başladı, burada profesör oldu. 1980'lerde Türkiye'ye gelerek Boğaziçi ve Bilkent üniversitelerinde misafir hocalık yaptı. Yunan başbakanı Konstantin Karamanlis ile olduğu kadar Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile de sıkı bir dosttu, ona resmî danışman olarak hizmet sundu. 2008'de Yunan Hükümeti bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle adına bir halk vakfı kurarak kendisini onurlandırdı. Kitsikis alanında otuz altı kitaba, yüzlerce makaleye ve altı şiir kitabına imza attı. 

Türk-Yunan İmparatorluğu Fikri

“Osmanlı İmparatorluğu,
tüm bölgelerinden bilginlerin övdüğü, dünyanın en güzel krallığı idi.”
(Yunanlı Devrimci Rigos Feraios, 1797.)

Kitsikis'in medeniyet tasnifi
Dimitri Kitsikis'e göre Osmanlı İmparatorluğu bir Türk-Yunan imparatorluğudur. Bu fikirlerini Türk Yunan İmparatorluğu (L’empire Ottoman) adlı eserinde temellendirmeye çalışır. Kitabının girişi için seçtiği epigraf bu bölümün başına koyduğumuzla aynıdır.

Ona göre, "Osmanlı İmparatorluğu, Yunanlılar için 400 yıllık bir kölelik dönemi değil, aksine Yunan kültürünün kesin surette katkıda bulunduğu ve Yunanlıların övünç duymaları gereken evrensel tarihin görkemli bir yapıtıdır."

Tezlerinin Türkiye’de nasıl yankı bulduğu konusunda pek memnun değildir Kitsikis. Tezlerini yanlış anlayan bazı Türklerin kendisini "Türk tarihini Yunanistan lehine işgal etmeye çalışan bir Truva atı" olarak tanımladıklarından yakınır. Oysa ona göre "İmparatorluk'taki Yunan payını belirtmek Türk payından bir şey eksiltmeyecektir. Aksine geçmişte aynı kaderi paylaşmış olma gerçeği bilinince gelecekte yeni imparatorluklar kurmak, Bölge’yi Batı emperyalizminden bir kez daha kurtarmak ve Türklerin kültürel-ruhani birliğe yönelik yaratıcı katkısını yeniden tesis etmek mümkün olacaktır."

Kitsikis şiddetli bir Batı/Avrupa/Frank ve Emperyalizm düşmanı olarak görünür. O, dünya medeniyetlerini Doğu-Batı olarak ikiye ayıran klâsik uygarlık tasnifine pek kulak asmaz ve farklı bir medeniyet tasavvur eder: Türkler ve Yunanlılar ne doğuludur, ne batılı; Arabölge adını verdiği, birtakım ortak özellikleri bulunan halklardan mürekkep, müstakil bir medeniyetin çocuklarıdır.

“Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’de bu iki halk [Türkler ve Yunanlılar] birleşmeksizin Yunanistan ve Türkiye asla zenginlik ve huzura kavuşamayacaktır. Yaşasın birleşik Egeliler!”

Kitsikis'in Maddeler Halinde Bazı Çarpıcı Tezleri:
-I-
1. Osmanlıların orijinal dinî kökeni Alevî-Bektaşiliktir. Balkanlar'da hızla yayılan da İslâmiyet değil Alevîlik olmalıdır. Osmanlıların Sunnîleşmesi ise 1516-17’de Arap ülkelerinin fethi ile olmuştur; nüfustaki Sünnî artış Osmanlıları “beka-yı devlet için” aşama aşama Ortodoks İslâm’a dâhil etmiştir.   
2. Mustafa Kemal Atatürk, Şam günlerinde (1905) Arap İslâmıyla (Sünnîlikle) tanışmış ve İslâm’ın “dış türlerine" kin duymaya başlamıştır. "Yobazlıkları " nedeniyle Arapların Türklerin düşüşüne neden olduğu fikrine kapılan Mustafa Kemal, Araplardansa Yunanlıları kendi milletine daha yakın görmektedir ve hatta Türk-Yunan Konfederasyonu istemektedir. Atatürk Türkiye’deki Sünnîlik efsanesine son vermiştir.
3. 
İran’a akan ilk Türk göçleri sırasında göçebeler, eski Şaman inanışları, Şiî İslâm ve Yunan Ortodoksluğunu harmanlayarak “saf Türk dini” olan Alevîliği üretmişlerdir. 
4. Pagan Roma’da gelişen, Bizans’la Ortodoks Hristiyan imparatorluğuna dönüşen manifesto, Osmanlı ile Alevî-Bektaşî-Roma İmparatorluğu’na evrilmiş ve nihayet 1923’te sona ermiştir.
-II-
5. Yunanlılar ve Türkler aynı azizlere dua etmiş (Aziz Georgios, Theodoros, Khidr Elias, Nikolas), kimi Ortodoks azizleri Sarı Saltuk, Hacı Bektaş’ta yaşamıştır.  Mevlana, Hacı Bektaş ve Yunus Emre gibi Türk gizemcileri Aynoroz keşişlerinin Rum-Ortodoks gizemciliğine sıkı sıkıya bağlıdırlar.
6. Türkler müslüman kalarak vaftiz olur, Yunan/Yahudi geleneği olan kurbanı keser, Bektaşîler kudas ayini tertip edip şarap içter.
7. 
İslâm, Ortodoks Hristiyanlığa tasvirleri yasaklamayı (ikonakırıcılık akımını) ve ibadethanelere heykel sokmama geleneğini sirayet ettirmiştir. 
-III-
8. Batı medeniyeti hiçbir zaman imparatorluk kuramamış, Arabölge’nin kötü bir kopyası olarak kalmıştır. 
9.
 
Osmanlı dönemi hoşgörüde zirveye çıkmış 2500 yıllık bir imparatorluk kültürünün devamıdır. Ayrıca ikinci bin yılın en büyük sömürgeci olmayan imparatorluğudur. 
10. Ortodoks Kilisesi, Batı sömürgeciliği karşısında Osmanlıların yanında saf tutmuştur.
11. 
1821-1923 arası süren Türk-Yunan savaşı bir iç savaştan ibarettir. Nitekim Arabölge mensubu olmaları nedeniyle tüm Osmanlı-Rus savaşları da öyledir.
-IV-
12. Yunanlılar, sırf Batı kendilerinden öyle istediği için Türklerden nefret etmiştir, hem de Türkler Yunanlı kardeşlerini sevmeye devam etmelerine rağmen. Türkler hemşehrilerinin kendilerinden niçin nefret ettiklerini anlamadılar. 
13.
 AB Yunanlılar için bir hapishanedir. Türkiye’nin en büyük şansı bu birliğe üye olmamasıdır. Konfederasyon gerçekleşemezse bile AB’ye alternatif bir Akdeniz Birliği Yunanistan-Türkiye-İsrail arasında kurulmalıdır . 
14.
 Kürt sorununun çözümü için önerdiği 'konfederasyon' fikri Özal'ın sonunu hazırladı. Bu sebeple zehirlenerek öldürüldü. 
-V-
15. Osmanlıları Ortodoks temelli Bizans’tan ve İslâm temelli Arap-İran imparatorluklarından ayıran millerlerüstü ve dinlerüstü bir anlayışa sahip olmalarıydı.
16. 
Batı, Rönesans'a kadar Avrasya'da geçerli olan ilkeleri kabul etmekteydi. Rönesans dünyanın geri kalanına zorla değer ihraç eden, üçüncü dünyalılaşmayı yaratan, gezegenin toplumsal dokusunu çürüten, insanlarını birbirinden yalıtan bir bireycilik yerleştiren kapitalizmi yarattı.
17. Türklerin Balkan fethinde kurtarılmış olmasaydı Doğu-Yunan uygarlığı, Cermen-Latin uygarlığı içerisinde eritilebilirdi. (N.Danielevski'den alıntıyla.)
18. 
Türkçe köylü dilidir, belirleyici bir imparatorluk dili olmamıştır. Osmanlıca üç dilin karışımıdır (Türkçe-Farsça-Arapça). Osmanlıca yerini 1912'de Türkçe'ye bırakır. 
-VI-
19. I.Bayezid Sırplara karşı Ortodoks Hristiyanların ittifakına başvurur ve Osmanlılar ilk defa Bizans’ın müttefikliği sayesinde Rumeli’ye geçer. 
20. 
Batı/Franklar/Katolik Haçlılar Bizans ve Osmanlı'nın ortak düşmanıdır.
21. 
Bizans (II. Manuel Palaiologos ve Ortodokslar) 1402 Timur darbesi sonrasında ortaya çıkan veraset kavgalarından yararlanmayıp I.Mehmed’in Osmanlı birliğini yeniden kurmasına yardım ederler.
22. 
Yunan asıllı bir akıncı olan Evrenos Gazi, 15. asırda Arabölge’nin yükselen yeni imparatoru adına ilk kez Yunanistan’ın fethini başlatır. Yunan asıllı komutanlar Osmanlı adına Yunan topraklarını Sırp, Frank ve Haçlılardan alır. Asıl amaçları İstanbul Ortodoks İkümeni Patrikliği’nin yetki sahasını genişletmektir.
-VII-
23. İstanbul’un fethi sırasında Türk soyluluğunun temsilcisi Türk Çandarlı ailesinden Halil Paşa fethe muhalefet etmiştir ve bu muhalefete rağmen Zağanos gibi Yunan asıllı paşaların fethe yaptığı katkılar İstanbul’un fethi onurunun Türklere değil, Yunanlılara ait olduğunu gösterir. Yunan paşalar Palaiologosların çöken hanedanlığı yerine yükselen Osmanlı hanedanını yerleştirerek onlara taç giydirmişlerdir.
24.
 
Fethin İstanbul’da kutlama, Atina’da yas günü olması Batı’nın ekmeğine yağ sürmektir. İstanbul’un fethi yerine Arabölge’nin Frank sömürüsünden kurtarılması ve bağımsızlığı kutlanmalıdır. 
25.
 
Yunanca I.Bayezid döneminde Osmanlı’nın idari dili olmuştu. I.Mehmed, Yunancanın gücünden çekinmiş olacak, Türkler arasında bir asimilasyonu önlemek için idare dilini Türkçe ve Farsça olarak değiştirmiştir.  Buna rağmen uluslararası yazışmalarda Yunanca resmiyetini korumuştur. 
-VIII-
26. Türkçe’deki de/da bağlacı Yunanca’dan gelir. 
27. 
Türk mutfağının önemli bir kısmı Antik Çağ’dan beri süregelen Hellenik Doğu Akdeniz mutfağından başka bir şey değildir.
28. 
Mimar Sinan Yunan-Ortodoks bir devşirmedir. O, bünyesinde gerçekleştirdiği Türk-Yunan senteziyle tam bir Osmanlı olmuştur.
29. 
Dinsel Bizans müziği ile Osmanlı sanat müziği arasındaki benzerlik , 6. Yüzyılda inşa edilen Ayasofya ile 17.yüzyılda yapılan Sultan Ahmed Camii arasında on bir asra rağmen bir bakışta göze çarpan yakınlık kültürel benzerliğe işarettir.
-IX-
30. 14. yüzyılda Osmanlı ordusu Bizanslılaşır: Gazi Türkmen sistemi akıncı ve deli sınıflarıyla sınırlandırılarak orduya Rum/Ortodoks devşirmeler transfer edilir ve çoğunluğu ele geçirirler.
31. 
Tımar sistemi Bizans’ın “Pronoia” ve Selçuklu’nun “Ikta” sisteminden gelmedir. Selçuklular'da olduğu gibi Osmanlılarda da Bizanslı saray kadınları haremi ellerinde tutmayı başarmış pek çok sultana (II. İzzeddin, I.Murad, I.Bayezid, II.Mehmed...) analık ve zevcelik etmiştir.
32. 
Çift başlı kartal, ilk menşei belirsiz olan ve Bizans ile Selçuklular tarafından kabul edilen ortak bir semboldür. Türklerin idealizmini simgeleyen Kızıl Elma ise Yunanlılarda “Kokkini Milia” (Kızılelma Ağacı) olarak tezahür eder.
Değerlendirme

Osmanlı imparatorluğu bir Türk-Yunan imparatorluğu muydu? sorusuna bir yanıt vermek, ya da Kitsikis'in tezlerine ayrı ayrı doğru/yanlış demek, onun eserine başlı başına bir reddiye/zeyil yazmak anlamına gelecektir. Tarihçiler tarafından bir asırdır tartışılan bu meseleyi ehillerine bırakıyor, bu tezlerin benzerlerini savunan başta zikrettiğimiz isimleri ve "Osmanlı medeniyeti ve kurumlarının Bizans taklidi olmayıp kendi geleneği içinde yeşerdiğini" iddia eden Mehmed Fuat Köprülü'nün Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri adlı eserini karşılaştırmayı meraklılarına salık vererek metodolojik bir eleştiriyle yetiniyoruz:

Dimitri Kitsikis tezlerinde eşine az rastlanır bir tarihsel çözümleme zekâsına sahip olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, Osmanlı tarihine Yunanlıların da aidiyet duymasını isteyerek iki toplum arasındaki diyaloğa hizmet sunmak gibi müspet bir niyeti de taşıyor. Ancak, bir tarihsel yapıta yüklenmemesi gereken bu gibi disiplin-dışı (tarihçilik uğraşısının özüne ait olmayan) ve oldukça subjektif yargılara kapı aralayan amaçlar, eserinin en büyük çıkmazını oluşturuyor. Kitsikis, tarihsel hakikatin mümkün olduğunca çıplak bir bilinçle aranması gerektiği bir yolda, elinde varış noktası kocaman kırmızı bir çarpı ile işaretlenmiş bir yol haritası bulundurarak yürüyor.

Kitabının henüz başlarında amacının disiplin-içi (tarihçilik uğraşısının özüne ait) bir amaç olmadığını açıkça sezdirmekle birlikte bir mülakatında da Ege’nin iki yakasını birleştirmenin çocukluğundan beri değişmez ülküsü olduğunu itiraf ediyor. Dolayısıyla Türk-Yunan İmparatorluğu müellifinin kütüphaneye/arşive girerken kafasında hazır bir ön kabul/tez olduğu, bu tezlerin araştırmalardan sonra değil önce yaratıldığı, araştırmasının aklındaki teze hizmet için yapıldığı, zaman zaman Batı/Frank düşmanlığı üzerinden hissî yorumlar geliştirebildiği açıkça görülebilmekte ve hatta tarihî şahsiyetlerin yapıp ettiklerini tarihten okunması mümkün olmayan gizil niyetlere yormaktadır. Tüm bunlar tarihçinin objektifliğine ve güvenirliğine gölge düşürmüştür.
Kitap Vitrini
Baskısı yapılmayan Dimitri Kitsikis'in Türk-Yunan İmparatorluğu ve de Fuat Köprülü'nün Bizans Müesseseleri...'nden birer bölüm mukayeseli okuma yapmak için tıklayınız:

________________________________
KAYNAKÇA

Kitaplar:
■Dimitri Kitsikis, Türk Yunan İmparatorluğu: Arabölge Gerçeği Işığında Osmanlı Tarihine Bakış, Çev. Volkan Aytar. İletişim Yayınları, İstanbul: 1996.
■ Dimitri Kitsikis, L'Empire Ottoman, Paris, Presses Universitaires de France, 1985.
■ Dimitri Kitsikis, Yunan Propagandası, Meydan Neşriyat, İstanbul: 1964.
■ Dimitri Kitsikis, Propagande et pressions en politique internationale. La Grèce et ses revendications à la Conférence de la Paix, 1919-1920. Paris: Presses Universitaires, 1963.
İnternet Kaynakları:
■Academia.edu, Kitsikis Profili. (t.y.). (Erişim: 24 Kasım 2016). <https://uottawa.academia.edu/DimitriKitsikis>.
■Arabölge Web Sitesi. (t.y.). (Erişim: 24 Kasım 2016). <http://www.intermediateregion.com/?lang=en>.
■ Dimitri Kitsikis Halk Vakfı Resmî Sitesi. (t.y.). (Erişim: 24 Kasım 2016). <http://idkf.gr>.
■Prof. Dr. Dimitri Kitsikis: ABD Modern Osmanlı'yı Kuruyor, Konuşan: Faruk Arslan. (y.y.), (t.y.): http://farukarslan.com/roportajlar/prof-dr-dimitri-kitsikis-abd-modern-osmanli’yi-kuruyor/, (Erişim: 24 Kasım 2016),.
■Prof.Dr. Dimitri Kitsikis'le Mülakat, Konuşan: Dr. Ozan Ömeci. İstanbul: 25 Haziran 2012 http://politikaakademisi.org/2012/06/27/prof-dr-dimitri-kitsikisle-mulakat/ (Erişim: 24 Kasım 2016).
■Türkiye İle Yunanistan Birleşsin, Yeni Şafak, 2016 Nisan 28.. http://www.yenisafak.com/dunya/turkiye-ile-yunanistan-birlessin-2458298 (Erişim: 24 Kasım 2016), 
■Ottowa Üniversitesi Kitsikis Profili. (t.y.). 24 Kasım 2016. <http://arts.uottawa.ca/history/people/kitsikis-dimitri>.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder